Makaleler


Sık idrara gitme, idrara başlamada güçlük, azar azar idrar yapma, tam boşaltamama hissi, damlama, ani sıkışma hissi ve bu hisle beraber bazen idrar kaçırma, genital bölgede ağrı ve huzursuzluk hissi gibi semptomlar yaratan kişiyi toplum ve sosyal yaşamdan uzaklaştırabilecek bir rahatsızlık dır. Bu semptomlar erkeklerde prostat hastalığı bayanlarda idrar yolları iltihaplarıyla karıştırılabilir.

Mesanenin kabaca çalışma prensibi 350-400 cc kadar idrar depoladık tan sonra beyne dolduğuna dair sinyal gönderir ve kişi tuvalete giderek beyinden gelen emir doğrultusunda idrarını yapar.

Hiperaktif mesaneli kişilerde ise idrar torbası 50-100 cc idrar varken beyne çok doldum sinyali gönderir kişi sürekli tuvalet aramak zorunda kalır mesane boşken dahi mesane sinirleri dolu sinyali göndererek kişiyi huzursuz eder ve bazen de beyinden işeme komutu gelmeden kasılarak idrar kaçırmaya sebebiyet verebilir.

Kabaca idrar torbasının sinir siteminin aşırı çalıştığı bir durumdur.

Çağımızda giderek artan sinir sitemlerimizi çok yoran fiziki ve duygusal stresler nedeniyle bu hastalığın görülme oranları da giderek artmadadır. Çocuklarda görülen sınav stresi, arkadaş paylaşımları iş yaşamı ve sosyal medya kaynaklı streslerde görülme sıklığını artırmak dadır.

Ayrıca sinir sitemlerini uyaran soğuk hava (bu hastalar yazın kendilerini iyi hissederken kışın şikayetleri agreve olur), kafeinli içecekler (çay, kahve, kola), gazlı içecekler, acı biber, sigaradaki nikotin, idrar yolları iltihapları gibi faktörlerde bu hastaların şikayetlerini arttırır.

Suyu az içen hastalarda idrar torbasında oluşan kristallerde sinir sistemini tahrip ederek bu şikayetlere sebep olabilir.

Tedavide hastalığı tetikleyen faktörlerden uzak durmak, özellikle stresle başa çıkabilmek (günümüz şartların da zor olabilmekle birlik de) ve içilen su miktarını dengeli bir şekilde arttırmak semptomlar da önemli bir düzelme sağlamaktadır.



İnmemiş testis terimi, skrotumda ya da halk arasındaki deyimiyle torbada, testislerden biri ya da her ikisinin de yokluğunu ifade etmektedir. Erkek genital sisteminin en sık doğumsal anomalisidir. 

Testisler doğum öncesi anne karnında böbreklere yakın bir seviyededirler. Anne karnındaki gelişim sırasında yavaş yavaş aşağıya doğru inmeye başlarlar ve kasık (inguinal) kanalından geçip doğuma yakın dönemde skrotuma inmeleri gerekir. Bu iniş aşamasında bir problem olması durumunda ise testisler iniş yolunun herhangi bir seviyesinde kalabilirinmemiş testis adını verdiğimiz sorun ortaya çıkabilir ya da farklı bir yola sapabilir(ektopik testis) veya hiç olmayabilirler(agenetik ya da atrofik testis). 

Skrotumun ısısı, vücut ısısından 1,5-2 derece daha serin bir ortamdır. Bu serin ortam sağlıklı sperm üretimi için gereklidir. İnmemiş testis durumunda ise vücut ısısında kalan spermler bozulur ve sağlık sperm üretimi gerçekleşemez. Bu da ileride çocuk sahibi olmayı engelleyebilecek bir durumdur. Sorun sadece çocuk sahibi olamama olasılığı da değildir üstelik. Aynı zamanda inmemiş testis sebebi ile gelişme çağında ya da sonrasında tümör gelişme riski normale oranla oldukça yüksektir. Bu nedenle inmemiş testis tanısının konulması ve erken dönemde tedavi edilmesi son derece önemlidir. 

İnmemiş testis teşhisinin konulması ve erken teşhis ise aslında çok kolay. İnmemiş testis tanısı, yeni doğanlarda doğumdan hemen sonra doktorun ilk muayenesi veya sonraki kontrol muayeneleri sırasında konulabilir. Mutlaka fark edilecektir, yeter ki siz bu kontrolleri zamanında yaptırıyor olun. Anne ve babaların da özellikle banyo sırasında çocuğun testislerini kendilerinin kontrol etmeleri gayet mümkündür. Bu anlamda bilinçli olmak çok önemli… En ufak bir şüpheye sahip olursanız, çocuğunuzu üroloji muayenesine götürmeniz gerekmektedir. 

Teşhis süreci ise oldukça basit bir şekilde gerçekleşiyor. Üroloji muayenesi ve ultrasonografi tetkiki ile teşhis kolaylıkla konulabilmektedir.
İnmemiş testisin tedavisi için 1 yaşına kadar beklenebilir. Bazen özellikle prematür veya düşük doğum ağırlıklı bebeklerde testisin skrotuma inmesi bir seneyi bulabilir. Bu yüzden de bebeğinizin 1 yaşına kadar beklemeniz daha doğru bir hareket olabilir.  

1 yaşından sonra ise mutlaka tedaviye çok geç kalınmadan başlanılmalıdır. Hormon tedavisi ya da cerrahi uygulama ile testisler skrotuma indirilmelidir. Bu tedaviler ne kadar erken yaşta yapılırsa ileride olabilecek problemlerin o denli önüne geçilmiş olur. Yaş ilerledikçe özellikle de ergenlik çağına girildiğinde, eğer inmemiş testis tanı konulursa testisin fertiliteye olan katkısı çok düşük olduğundan ve tümör oluşma riski ortaya çıktığından testisin alınması gerekebilir. Bu da istenmeyen bir durum olacaktır. Dolayısıyla erken yaşlarda teşhis edilmesi ve tedavi sürecinin başlatılması çok önemlidir. Bu sayede olası riskler ortadan kaldırılacak, henüz tedavi kolayken inmemiş testis sorunu çözülecektir.  

İnmemiş testis konusunda pek çok farklı soru akıllara geliyor ve özellikle anne babaların bu konuda ciddi tereddütleri olabiliyor. Bu sebeple merak edilenleri cevaplayarak devam edelim. Siz de aklınızı kurcalayan sorulara burada cevap bulabilirsiniz. Daha fazlası için ise uzman bir hekim ile görüşmeniz gerekecektir. 

İnmemiş Testis ile İlgili Merak Edilenler 

  1. Doğumda yerinde olan testisler sonradan yukarı çıkar mı?

Aslında bu soru ile anne babalar bu riskin çocuklarımızın hangi yaşına kadar sürdüğünü öğrenmek istiyorlar. Cevaba gelecek olursak, bazı çocuklarda testisler bebeklikte yerinde olsa da, ilkokul yılları ile birlikte yani çocuk büyüdükçe, testisleri karın bölgesine birleştiren bağın yeterince büyüyememesi sonucu testisler yukarıda kalabilir. Bu sebeple de ilkokul yıllarında da çocuğumuzda bu kontrolü yapmalıyız. 

  1. İnmemiş testis sorunu, ileriki yaşlarda ne gibi sorunlar ortaya çıkarabilir?

İnmemiş testisler, ileriki yaşlarda kısırlık ve kanser gibi kesinlikle istenmeyen durumlara yol açabilirler. Bazen ise inmemiş testisin kasık fıtığını beraberinde getirdiği görülür. Dolayısıyla ciddiye alınması gereken bir problemdir. 

  1. Ne zaman tedavi edilmelidir?

Yeni doğanlarda fark edilen inmemiş testis durumunda, ilk 3 – 6 aylık süreç boyunca beklenir. Çünkü ilk 3 – 6 ayda bebeklerin büyük bir kısmında testis normal yerini alır. 6.aydan sonra ise eğer testis hala yukarıdaysa, tedaviye geçilir. Ameliyatın mümkün olan en kısa zamanda yapılması önerilir. Bu sebeple de bebek 1 yaşını geçmeden yapılması daha uygun olur. Eğer çocuğunuz daha büyükse, muayene ve teşhisin ardından doktorunuz uygun zamanda uygun tedavi konusunda sizi yönlendirecektir.  

  1. RetraktilTestis Nedir? 

Rektraktil testis, inmemiş testis olarak tanımlanan rahatsızlığın farklı bir çeşididir. Bazı çocuklarda, retraktil testis olarak adlandırılan şu özel durum görülür; testisler bazen skrotuma inerken, bazen de yukarı kaçar. Eğer günün büyük bölümünde testis skrotum dışında kalıyorsa, bu durumu da inmemiş testis olarak kabul ederek tedavi etmek gerekir. Bu yüzden bu durumu tespit ederken de tedavinin gerekli olup olmadığını değerlendirirken de ailenin yakın takibi ve kontrolü çok önemlidir. Bu sayede tam da zamanında fark edilebilir ve çocuğumuzun ilerleyen yaşlarında risk altında olmasının önüne geçilir. 



Yetişkin erkeklerde sertleşmiş bir penisin ortalama uzunluğu 10–13 cm′dir. Normal penis boyu 8–14 cm arasındadır. Normalden büyük penis boyu ise 14–16 cm arasındadır. Yapısal bozukluk olan anormal penis, boyu 7 cm’nin altında veya 16 cm’den çok daha uzun olan penislerdir.[1]

Peniste, sertleşmeyi sağlayan süngerimsi cisim olarak nitelenen ve corpus kavernazum adı verilen iki adet anatomik yapı mevcuttur. Bu yapıların uzunluğu ve çapı ise penisin boyutlarını belirler. Kavernöz cismin boyunun uzatılması mümkün değildir ancak bununla birlikte bu yapıların görünür kısımları kadar, penis kökü dediğimiz kısımda da devam ettiği biliniyor. Yani cilt altına uzanan ve görünmeyen bir kısım da mevcuttur. Kavernöz cismin yaklaşık boyu 15 ila 30 cm arasında değişmektedir. Penis uzatma cerrahisi de bu durumu kullanır. Kavernöz cismin bu özelliği, bugün doktorlara penis uzatma operasyonu yapma kabiliyeti kazandırıyor.

Penis uzatma cerrahisinde, bahsettiğimiz Kavernöz cismin cilt altında kalan kısmının bir miktarını daha görünür hale getirmek mümkündür. Daha doğrusu penis uzatma cerrahisi Kavernöz cismin görünmeyen kısmının bir bölümünü daha görünür kılmaya çalışmaktan ibarettir. Bu amaçla penisi pelvik kemiğe bağlayan suspansatuar ligama kesilir ve cilt çekilmelerinin azaltılması için de v-y plasti şeklinde cilt kesisi yapılır. Bu sayede 1-3 cm arasında uzama elde edilebilmektedir.  Ayrıca pubik bölgede aşırı yağlanması olan şahıslarda da bir uygulama yapılabilir. Bu bölgedeki yağın uzaklaştırılması ile belli bir oranda uzama sağlanabilmektedir.

Penis kalınlaştırması ise pubik bölge ve karın bölgesinden toplanan yağların peniste kavarnöz cisimler ile cilt arasına enjekte edilmesi ile gerçekleştirilebilen bir işlemdir. Bu amaçla dolgu malzemelerinin kullanımı ise hem yüzey alanının geniş olması nedeniyle hem de maliyet ve alerjik reaksiyon risklerinin söz konusu olması nedeniyle tavsiye edilmemektedir. Penis kalınlaştırma operasyonunda en iyi dolgu malzemesi ise kişinin kendisinden alınan yağ dokusu olacaktır. Ancak enjekte edilen yağın %40-50’lık kısmı ilk altı aylık süre içerisinde nekroz nedeniyle kaybolabilmektedir ve tekrarlayan enjeksiyonlar yapılmaktadır. Bu enjeksiyonlar kesinlikle kavarnöz cisimler içerisine ya da glans penis dediğimiz penisin uç kısmına yapılmamaktadır. Bu önemli ve dikkat edilmesi gereken bir nokta… Ancak zaten uzman bir doktor ile görüştüğünüzde böyle bir durum söz konusu olmaz.

Penis Uzatma Operasyonu ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

1 – Penis boyu uzatma ve kalınlaştırma ameliyatlarında anestezi şekli nedir?

Penis ameliyatlarında genellikle lokal anestezi ile birlikte sedasyon anestezi yöntemi tercih edilir. Bu sayede de hastalar genel anestezi ile uyutulmaz ama operasyon sırasında da herhangi bir ağrı hissetmez. Dolayısıyla da hem hastaların hem de hekimlerin anestezi konusunda tercih ettikleri uygulama bu şekilde olmaktadır.

2 – Penis uzatma ya da kalınlaştırma ameliyatlarında genel anestezinin tercih edildiği durumlar var mıdır?

Bazı durumlarda ve özellikle de penis kökünün üst kısmında liposuction uygulanması planlanıyorsa, genel anestezi tercih edilebilmektedir. Bu gibi durumlarda doktorunuz, muayene ve teşhis sonrası gerekli görerek sizi bilgilendirecektir.

3 – Operasyon sonrası süreç nasıl olmaktadır?

Genellikle penis uzatma ya da penis kalınlaştırma ameliyatları sonrasında 1 gün süre ile hastanede kalınması önerilmektedir. Hafif düzeyde ağrı hissedilmesi ise son derece doğaldır. Bunun için doktorunuz ağrı kesici ilaçlar verecek ve sizi rahatlatacaktır. Bununla birlikte ereksiyonu engelleyici ilaçlar ile iyileşme sürecine zarar verecek ereksiyon hali engellenecektir. Ayrıca hastalarımızın ameliyattan sonra ortalama 1 ay süreyle cinsel perhiz uygulamalarını öneriyoruz. Bu sayede yapılan operasyon sonrası iyileşme süreci çok daha başarılı bir şekilde gerçekleşecektir.

4- Olası komplikasyonlar nelerdir?

Penis uzatma ameliyatında da, penis kalınlaştırma ameliyatında da tüm ameliyatlarda olduğu gibi komplikasyon riski bulunmaktadır. Bunları genel olarak şu şekilde sıralayabiliriz; yara iyileşme problemleri, kanama, enfeksiyon, iz kalma problemi, duyu sinirlerinin zedelenmesi, şişliğin uzun sürmesi. Bu gibi durumlar ile karşılaşabileceğinizi bilerek bu ameliyatları tercih etmelisiniz. Zaten doktorunuz da sizi bu tür konularda bilgilendirecektir.

5 – Kimler penis uzatma ya da kalınlaştırma ameliyatı olabilir?

Genel bir kural olarak 18 yaşını aşmış her erkek penis uzatma ya da penis kalınlaştırma ameliyatı olabilmektedir. Üstelik bu ameliyatları olabilmek için penisin kısa ya da ince olması gerekmiyor. Yani bu bir şart olarak öne sürülmüyor. Mevcut penis boyu ya da kalınlığı ile ilgili bir kriter olmaksızın, daha uzun ya da daha kalın olmasını isteyenler bu konuda uzman doktorlara başvurup, penis uzatma ya da penis kalınlaştırma ameliyatı olabiliyor.  Dolayısıyla buradaki tek kriterin 18 yaş olduğunu söyleyebiliriz. Daha detaylı bir inceleme ve planlama için ise uzman hekimlere başvurarak detaylı bilgi alabilirsiniz.

Not: Penis uzunluğu ve kalınlığı, kesinlikle cinsel tatmin garantisi vermemektedir. Cinsel tatmin, partneriniz ile olan karşılıklı beklentilere, diyaloğa ve uyuma bağlı olarak gelişmektedir. Bunun bilincinde olarak penis uzatma, penis kalınlaştırma ve benzeri operasyonları tercih etmelisiniz.


Prostat tüm erkeklerde bulunan idrar torbasının hemen altında rektumun hemen önünde üretra dediğimiz işeme kanalını çepeçevre saran ceviz büyüklüğünde (18gr) bez yapısında bir organ olup, salgıladığı salgılarla üreme fonksiyonlarına yardımcı olur. Üzerinden sertleşmeyi sağlayan sinirler geçmektedir.

Prostatın salgıladığı salgılar meni hacminin %30-40’ lık bir kısmını oluşturup spermlerin dış ortamda canlılıklarını ve hareket kabiliyetlerini devam ettirmede yardımcı olur. Prostatın salgıladığı alkali (bazik  pH=7,5) olan sıvı  meniye süt görünümünü verir ve bu salgılar meniyi önce pıhtılaştırır sonrada pıhtının erimesini sağlar.

Prostat salgıları asidik bir ortam olan kadın vaginasında (pH=4) alkali bir ortam oluşturarak spermlerin asidik ortamda ölmelerini engeller. Meniyi vagen içerisinde önce pıhtılaştırıp tutunmayı ve aisidk ortamdan korunmayı sağlar daha sonra pıhtıyı eriterek spermlerin hareket ederek yumurtayı döllemelerine yardımcı olur

 

Birçok erkeğin korkulu rüyası olan prostat nedeni tam aydınlatılamayan sebeplerden dolayı 25-30’lu yaşlardan itibaren büyümeye başlayıp 45-50’lı yaşlarda bu büyüme hızlanmaktadır. Bu büyümeyi durduracak veya yavaşlatacak, medikal, paramedikal gıda, ilaç gibi ajanlar halen araştırılma aşamasındadır.

BPH’da Semptomlar

Bph sık idrar çıkma idrar yaparken zorlanma ani idrar hissi ve bazen idrar kaçırma ile kendini gösterebilir. Bu semptomlara bağlı olarak kişinin gün içerisindeki aktivitelerini kısıtlama sosyal olarak kendini geri çekme, geceleri sık uyanmaya bağlı yorgunluk halsizlik, ayrıca rahat idrar yapamamaya bağlı kasık ve genital bölgede sızlama tarzı ağrılar ve huzursuzluk hissi gibi sosyokültürel ve psikolojik rahatsızlıklara sebebiyet verebilir.

Bph şikayetleri:

  • İdrara başlamada gecikme (hesitency)
  • İdrarın tazyiğinde azalma
  • Kesik kesik idrar yapma (intermittency)
  • İdrar yaptıkdan sonra tam boşaltamamama hissi
  • Gece uyuduktan sonra iki defadan fazla idrara kalkma isteği (noktüri)
  • Gün içerisinde iki saatte bir veya daha sık idrara gitme (pollaküri)
  • Ani idrar yapma isteği (ugency) ve bu ani istekle beraber idrar kaçırma (urge inkontinans) gibi semptomlar görülebilir.

Bph ‘da Tanı

Yukarıda belirtilen semptompları bulunan tüm hastalara bph açısından değerlendirme önerilir ancak prostat kanseri hiçbir semptom vermeden gelişebileceği için 50 yaşından sonra tüm erkeklere (birinci derece akrabalarında prostat kanseri bulunan erkeklere 45 yaşından sonra) yılda bir kez prostat muayenesi ve PSA dediğimiz prostat kanser tarama testinin yapılması önerilir.

Prostatın iyi huylu büyümesi olarak kabul edilen bph’nın yanında prostat bezi hacim olarak hiç büyümeden ve işeme semptomları yaratmadanda kanser geliştirebilir, bu nedenle psa takibi çok önemli bir olgudur.

– Fizik Muayene: Prostat makattan yapılan parmakla muayenede büyüklüğü ve ele gelen kitle olup olmaması açısından rahatlıkla değerlendirilebilir.

– PSA: Prostat şikayetleri ile başvuran hastalarda kanser taraması için mutlaka psa bakılmalı sonrasında parmakla rektal muayene bakılmalıdır.

– Üriner USG: Prostat hacminin ölçülmesi, mesane kapasitesinin değerlendirilmesi, işeme sonrası idrar torbasında kalan idrar miktarının tespiti (PMR), ve böbreklerin durumu için ultrasonografi yapılmalıdır.

-Üroflowmetri: İdrar akımının değerlendirilmesinde üroflowmetri dediğimiz test yardımcı olur. Bu test de hasta idrara iyice sıkıştırılarak özel bir aletin içine idrarını yapması istenir.

-Kreatin: İşeme zorluğuna bağlı nadiren de olsa böbrek fonksiyonları bozulabilmesi nedeniyle kreatin bakılması da faydalı olmaktadır.

Bph ‘da Tedavi

– Medikal tedavi

– Fitoterapi

– Alfa blokerler

– Beş alfa  redüktaz inhibitörleri

– Kombinasyon tedavileri

– Cerrahi tedavi

– Açık prostatektomi

– Transüretral prostat rezeksiyonu (TUR-P)

  • Diğer tedavi alternatifleri

Bph ile ilgili tedaviler hipokrat zamanından beri denenmektedir bu amaçla değişik bitki ekstreleri yüzyıllar boyunca kullanılagelmiştir. Halen ilaç halinde piyasada bulunun değişik bitki ekstreleri bulunmaktadır. Bu tedaviler prostat tedavisinde kısmi fayda sağlamaktadır.

Modern tıpbın bph ile ilgili  kullandığı günümüzde iki grup ilaç mevcuttur. Birinci grup alfa blokerler dediğimiz prostat düz kaslarında gevşeme yapan ve işeme kanalında gevşeme sağlıyan ilaçlar. İkinci grupda ise 5 alfa redüktaz inhibitörü dediğimiz prostat büyümesinde etkili olan testesteronun etkilerini bloke eden ve bu amaçla prostat hacminde kısmi küçülme sağlayan ilaçlar. İkinci grupdaki ilaçlar prostat hacminin 40 gram ve üstünde olduğunda daha etkili olurken alfa blokerler tüm prostat hastalarına verilebilir.

Bph tedavisinde diğer bir tedavi seçeneğide cerrahi prosedürlerdir. Cerrahi tedaviler eski dönemde altın standart tedavi açık prostatektomi iken günümüzde TUR-P dediğimiz trans üretral prostat rezeksiyonu altın standart tedavidir. Ancak bu tedavi çok büyük prostatlarda operasyon süresinin uzaması nedeniyle pek kullanılmamaktadır. Eski dönemde 60 gramın altındaki prostatlara TUR önerilirken günümüzde deneyimin artması teknik aletlerin gelişmesi sayesinde 120 grama kadar olan prostatlarda TUR operasyonu önerilmektedir. Halk arasında kapalı prostat ameliyatı olarak bilinen TUR operasyonunun açık cerrahiye göre hastanede kalış süresinin azlığı, kanama miktarının az olması, operasyon sonrası hasta ağrı ve konforu açısından açık prostatektomiye göre daha üstündür.

Yine kapalı yöntemle yapılan ve bir dönem popülerliği artmış gibi görünen lazer enerji kaynağı kullanılarak yapılan prostatektomi operasyonları ( greenlight, redlight) ise günümüzde popülerliğini kaybetmektedir. Lazer prostatektomi esnasında prostat dokusunun çıkarılamaması bu nedenle patoloji örneği alınamaması, cerrah açısından öğrenilmesinin daha zor bir yöntem oluşu, en önemlisi de operasyon sonrası çoğu hastada görülen dizüri dediğimiz idrar yaparken yanma şikayetinin diğer tedavilere göre çok daha uzun seyretmesi ve pahalı bir yöntem olması nedeniyle popüleritesini kaybetmiştir.

Prostat tedavisinde anestezi alamayan hastalara uygulanılan lokal anestezi eşliğinde yapılabilen termoablasyon, termoterapi, hipertermi, balon dilatasyonu ve stend uygulamaları gibi tedavi yöntemleride mevcuttur.

Sıkça sorulan sorular

Prostat tedavisinde en çok sorulan sorular arasında bulunan sertleşme bozuklukluları, meninin gelmemesi gibi durumlar, cerrahi tedaviler sonrası görülebilmektedir. Meninin gelmemesi durumu prostatın yeterince çıkarılıp ve prostatik lojun tamamen açıldığı vakalarda % 80 civarında görülmektedir. Bu durum aslında meni gelmemesi durumu olmayıp meninin açılmış olan prostatik lojdan idrar tobasına kaçması durumudur. Hastalarda boşalma hissi olmakda idrar torbasına kaçtığı için meni gelmemektedir. Sertleşme sorunu ise penise giden sinirlerin prostatın dış kapsülü üzerinde seyretmesi bizimse cerrahi tedaviyle iç kısımını çıkarmamız nedeniyle pek görülmemektedir. Ancak derin rezeksiyonlar esnasında nadiren sinirlere zarar verilebilmesi nedeniyle %2-5 olgu da görülebilmektedir.

Prostat Biyopsisi

Biyopsi işlemi şüpheli görülen durumlarda kanser enfeksiyon veya diğer patolojileri ayırmak amacı ile yapılan şüphelenilen dokudan örnekler alınarak mikroskop altında incelenmesi işlemidir. Örnek alınma işlemi açık cerrahi veya iğne yardımı ile yapılabilir.

Prostat yerleşimi gereği iğne ile kolay ulaşılabilmesi nedeniyle ultrasonografi yardımı ile rektumdan veya perineden (skrotumun hemen altı rektumun önü) yapılabilmektedir.

Prostat da bize kanseri düşündüren en önemli iki olgu vardır bunlardan birisi parmakla rektal muayene esnasında ele gelen kitle oluşumudur. Diğeri ise yüksek psa düzeyleridir.

Şüpheli durumda ultrasonografinin transrektal probu yardımı ile anal kanaldan girilerek özel bir iğne yardımı ile prostatın değişik yerlerinden doku örnekleri alınır. Standart prostat biyopsisinde genellikle 12 parça alınır ancak şüpheli görülen bölgelerden daha fazla sayıda da parça alınabilir.

Prostat biyopsisi yapılırken kan sulandırıcı ilaçlara dikkat edilmesi gerekmektedir. Ayrıca hemoroid gibi ek hastalıklar sebebiyle işlem sonrası uzamış kanamalar görülebilir. İşlem sonrasında idrar ve makattan bir miktar kanama görülebilir. Bu kanamanın çok olması veya uzaması halinde dokturunuza danışmanız önerilir.  Ayrıca makattan işlem yapılması nedeniyle enfeksiyon hastalıkları gibi durumlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

Sünnet

müslümanlık ve yahudilikde dini gereklilik olarak yaptırılan sünnet; glans penis dediğimiz pensi uç kısmını saran sünnet derisinin (prepisyum) çepecevre kesilerek çıkarılması işlemidir .

bu işlemin bilimsel makalelerde tipbi hiç bir faydası olmadığı ifade edilsede klinik olarak sünnet olmayan şahıslarda idrar yolu enfeksiyonları üretrit gibi iltihabi sorunların daha fazla görüldüğü bir gerçekdir.

sünnetin yaşı

sünnet işlemi yara bakımı ve cerrahi teknik açıdan her yaşda yapılabilmekle beraber çocuk doktorları (pediatristler) çocuğun bağışıklık sistemi henüz gelişmediği ve olası bir enfeksiyon durumunda çocuğa çok zararı olabileceği için ilk altı ay sünnet önremezler. ancak günümüzde ameliyathanede steril ortamlarda sünnet yapıldığından enfeksiyon riski yok denecek kadar az olması nedeniyle altı aydan küçük çocuklarda sünnet edilebilmektedir.

bunun yanında çocuk pasikolaglarının ve şahsen kendiminde deneyimlediğim 2-5 yaş arası çocuklardada sünnet önerilmemekdedir. bu yaşlarda çocuk gelişim aşamasında ve kendi vücüdünü tanıma aşamasındadır. ve sık sık sünnet derisi ve penisiyle oynama eğilimideyken yapılan sünnet çocuğun psikolojisi çok etkilemektedir ,bu nedenle çocuğun bilinçsel faliyetlerinin gelişmediği dönem olan iki yaşından önce yada olgunlaştığı dönem olan beş yaşından sonra sünnet yaptırmak gerekmekdedir. bu yaş aralığında klinik mecburiyet olmadığı sürece sünnet önerilmemektedir.

yenidoğan sünneti

ben kendim bu kadar küçük bebeklerin sünnet olmasına başta karşıyken yaptığım sünnetlerden sonra bebeğin ve işlemin çok rahat olması nedeniyle artık tavsiye etmekdeyim. bebeğin sinir sistemi tam gelişmemesi sebebiyle ağrı hissinin çok zayıf olması, bebeğin hareket kabiliyetinin olmaması ve cilt altı yağ dokusunun da az olması sebebiyle sünnet işleminde cerrah açısından çok rahat yapılabilmektedir. bu nedenle bir günlük bebeklerde dahi sünnet işlemi rahatlıkla yapılmaktadır.

sünnetde anestezi

sünnetde cerrahların çoğu genel anesteziyi tercih eder ancak türkiyede aileler anestezi komplikasyonlarından çok çekinmeleri nedeniyle lokal anestezi ısrarı devam etmekdedir. genel anestezinin minimal komplikasyonları olmakla birlikte ameliyathane ortamında her türlü gerekli teçhizatın bulunması nedeniyle riskler neredeyse sıfıra yakındır.

lokal anestezide ise en küçük iğne ile penis etrafına dört bölgeden anestezik madde yapılmakdadır iğnenin küçük olması nedeniyle iğne çocukları çok rahatsız etmemekle birlik de verilen ilaçın bir miktar yakıcı etkisi olmasından dolayı çocuklar ajite olmaktadır. ayrıca lokal anestezi ağrı duyusunun yok ederken dokunma duyusunu yok etmemekdedir ve çocuklar daha temizlik aşamasında dahi dokunma hissini ajitasyon dan dolayı ağrı olarak algıladıklarından sıkıntılar yaşanmakdadır.

günümüz şartlarında 6 aydan büyük tüm çocuklara şahsen maske anestezisini tavsiye ediyorum .

sünnet tekniği

halkımız tarafından basit bir işlem olarak görülen sünnetin, cerrahi kitaplarında 100 den fazla cerrahi tekniği mevcutdur. neredeyse her cerrah kendine has bir kesim şekli uygulamakdadır.

ben ise sünnet derisini askıya alarak makasla çepecevre dönerek kesim işlemini gerçekleştirdikden sonra kanama odaklarını durdurup rapit vicryl dediğimiz 2-3 hafta içerisinde kendiliğinden tamamen eriyen ipliklerle dikiş atıyorum

sünnetde yara bakımı

sünnetde sünnet derisi  glans penis dediğimiz uç kısıma genellikle yapışık olmakdadır ve işlem öncesi bu yapışıklıklara sıyırılarak açılmaktadır. sünnet sonrası sızlama tarzı ağrı yapan ve yara iyileşmesini geçiktiren bölgede burası olmaktadır. kesilen bölgedeki ağrı bir gün ,iyileşme 3-4 gün iken bu sıyrık bölgesinin ağrıları 3-4 güne iyileşmesi 7-10 güne uzayabilmektedir.

ben sünnet sonrası yara bakımı için 3 gün günde bir kez antibiyotikli merhem kullanılması nadiren gerekli olmakla birlikde ağrı kesici verilmesini öneriyorum. 3 gün banyo yapılmaması 3 gün sonra poliklinik kontrolünden sonra banyo öneriyorum ve sonrasındada kremlerini kesiyorum.

bezli çocuklarda sıyrık bölgesindeki yarayı beze bağlı sürekli sulandırması nedeniyle iyileşmesini geçiktirmektedir. ben hastalarıma mümkün olduğunca az bez içerisinde kalmasını yaranın hava alarak kurumasının sağlanmasını önermekdeyim.



Penis boyu uzatma hiç şüpheye mahal vermeksizin pek çok erkeğin hayalini kurduğu bir fikir. Öyle ki, penisinin boyu yeterli uzunlukta olmasına karşın erkeklerin birçoğu, medikal olmayan yöntemleri göze alarak penis boylarını uzatmak için girişimlerde bulunmuştur. Maalesef ki bilinçsizce yapılan bu girişimlerin neticesi kimi zaman geri dönülemez sorunlara yol açmıştır. Özellikle medikal olmayan hapların penis büyütme ilacı adı altında piyasaya sunulması bu sorunların başlıca nedenidir. Üstelik krem, sprey ya da pompa gibi araçlarla yine halk sağlığını tehlikeye atabilecek yöntemler penis kalınlaştırma ve penis büyütme maksadı ile piyasaya sunulmuştur.

Söz konusu olan penis büyütme ürünleri ve cihazları, kesinlikle olumlu sonuçlar doğurmamaktadır. En iyi ihtimalle kullanıcıya geçici başarı sağlayan bu ürünler, son derece hassas bir organ olan bu uzvun işlevini geçici ya da kalıcı şekilde durdurabilmektedir.

Penis Boyu Uzatma Yöntemleri

Penis boyu uzatma yöntemleri geçmiş zamanlardan bu yana çeşitlenmiştir. Penis kalınlığı ya da boyunu yetersiz bulan pek çok erkek bu uğurda kendilerine farklı çözüm yolları aramıştır. Teknoloji ve tıp sektörünün gelişmesi ile ortaya çıkan yeni cerrahi teknikler, önceki yöntemlere oranla yüksek başarı sağlamıştır. Önceki penis büyütme yöntemleri nin aksine cinsel organda minimum risk faktörü oluşturan cerrahi yöntemler penis büyütme ameliyatları altında pek çok erkeğe umut olmuştur.

Steril ameliyathane ortamında uzman bir üroloji doktoru tarafından gerçekleştirilmesi uygun olan bu ameliyatlar erkek cinsel organına hem kalınlık hem de uzunluk kazandırabilmektedir. Operasyonu geçirecek olan erkeğin arzu ve bütçesine göre gerçekleştirilecek operasyonda penise hem kalınlık hem de uzunluk kolaylıkla sağlanabilmektedir.

Penis Boyu Uzatma Cihazları

Penis boyu uzatma cihazları tıbbi geçerliliği olmayan bir takım ilkel ya da teknolojik araçlardan oluşur. Farklı satış fiyatları bulunan bu cihazların kimi kas gücü ile çalışırken kimi elektronik olabilmektedir. Prize takılan ve fiş yardımı ile şarj olan ya da kendine güç bulan bu araçlar çoğunlukla vakum yardımı ile çalışma sağlar. Penisi vakumlayarak bu bölgeye kan toplanmasını amaçlayan cihaz doğal olmayan bir biçimde fazla kanın penise toplanmasını sağlar. Geçici de olsa ufak bir büyüme elde edilebilecek bu tür cihazların kullanımını uzman üroloji doktorunuz olarak kesinlikle önermemekteyim.

Cihazların kullanmadan önce penis boyundan şikayetçi olan erkeklere şunu hatırlatmak isterim. Cinsel organınız son derece hassas yapıya sahip bir uzuvdur. Narin dış yüzeyinin yanı sıra çevresinde bulunan sinir uçları ile son derece acıya duyarlı bu organı, güvenliği ya da etkinliği test edip onaylanmamış bu cihazlara sokmamak gerekmektedir. Eğer erkek, cinsel organ boyu ile ilgili endişeler taşıyorsa, konuyla ilgili penis büyütme ameliyatı yapabilen bir doktora danışmalıdır.

Penis Boyu Uzatma Pompası

Penis boyu uzatma pompası erkek cinsel organına doğal olmayacak biçimde kan yüklemesi yapar. Vakum özelliği ile aktive edilen bu araç, penisi vakumlayarak büyütmeyi amaçlar.

Penis yapısı esnektir. Bazı durumlarda şişerek normalde olması gerekenden daha büyük bir hale gelebilir. Enfeksiyon gibi durumlarda şişerek büyüdüğü gözlemlenen cinsel organlar bu tür araçlarla da yapay biçimde büyüyebilir. Bu penis pompaları zararları ile değerlendirilmeli, uzun vadede kişide yaratacağı riskleri ile ele alınmalıdır. Erkeğin cinsel organında geçici ya da kalıcı hasara neden olabilen bu pompalar kesinlikle tıbbi değildir.

Penis Boyu Uzatma İlaçları

Penis boyu uzatma ilaçları diye bir şey yoktur. Medikal anlamda böyle bir ilaç bulunmasa da, umut tacirleri olarak adlandırdığım bir takım kişiler bu ad altında ilaçlar satmaktadır. Bitkisel ilaçlar ya da doğal çözümler etiketleri ile internette kolayca satışa sunulan bu sözde bitkisel haplar kesinlikle bir hekime danışılmaksızın kullanılmamalıdır. Etken maddeleri bilinmeden kullanılan bu sözde doğal ilaçlar kişilerde alerjik reaksiyona neden olabilmektedir. Ayrıca kişinin cinsel organında engellenemez bir kan birikimi oluşturması ile de büyük tehlike saçan bu ilaçlar tedavisi güç durumlar ortaya koyabilmektedir.

Penisin kalınlığını etkilemese de medikal amaçlı bazı ilaçlar vardır. Sertleşme problemi yaşayan erkeklere doktor kontrolü ile verilecek bu ilaçlar, iktidarsızlık problemi yaşayan erkeklere çözüm olabilmektedir. Ancak bu ilaçların kullanımı, iktidarsızlık sorunu yaşamasa da penis uzatma maksadı ile tedaviyi uygulayanlara fayda etmeyecektir.

Penis Boyu Uzatma Kremi

Penis boyu uzatma kremi de yine diğer cihazlar gibi internet gibi mecralarda satılan ürünlerdendir. Çoğunlukla tüp formunda satılan bu ürünler, hap almaktan çekinen ancak cerrahi müdahale geçirmek için yeterli cesaret ya da parası olmayan kişileri hedef alır.

Ürünün hap gibi içilmiyor oluşu, ürünün tercih edilmesinde büyük rol oynamaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki ürün su yardımı ile içilmiyor olsa da kişide bir takım sağlık sorunlarına yol açabilir. Kremin içeriği bitkisel yani doğal olsa dahi peniste kaşıntı ya da şişliğe neden olabilmektedir. Alerji neticesinde idrar yapma problemlerine dahi yol açabilecek bu kremler doktora danışılmadan kesinlikle kullanılmamalıdır. Ayrıca kullanılacak kremin sağlık bakanlığı tarafından onaylanmış bir ürün olması da ayrıca önem taşımaktadır.

Penis Boyu Uzatma Cerrahi

Penis boyu uzatma cerrahi yöntemler ile de sağlanabilmektedir. Mikro penis gibi oldukça küçük ebatlarda anormal penislere sahip erkeklere uygulanabilen bu yöntem, normal penis boyuna sahip erkeklere de uygulanabilmektedir. Estetik kaygılar taşıyan erkeklere uygulanabilen bu operasyon hastane ortamında uzman cerrah tarafından gerçekleştirilmelidir.

Operasyonun gerçekleşeceği ortamın steril olması ameliyat sonrası komplikasyon oluşumunu minimuma indirecektir. Bu bağlamda cerrahiyi geçirecek olan hastanın hastane seçimini dikkatli yapması önem kazanmaktadır.

Cerrahi yönteme ilişkin dikkat edilmesi şart olan bir başka husus da hasta beklentileridir. Hastanın, operasyondan gerçekçi sonuçlar beklemesi, hayal kırıklığı yaşamaması açısından son derece önemlidir.

Penis boyu uzatma ameliyatı dahilinde kişinin penisine istediği ölçüde uzunluk kazandırılmaz. Doğal biçimde penis büyüten bu yöntem deri altında gömülü olan kökün belirginleşmesini hedef alır. Bazı dokular ile deri altında kalan penis kökü, ufak bir cerrahi müdahale ile kesilir. Kesilme sonucu serbest kalan cinsel organ uzantısı, doktor müdahalesi yardımı ile dış yüzeye itilir. Çeşitli teknikler ile 5 cm’e varabilen büyüme sağlayan bu teknik çoğunlukla 2 – 3 cm arasında büyüme sağlar.

Bu ameliyat kalınlaştırma operasyonundan farklıdır. Ancak eğer hasta arzu ederse kalınlaştırma da uzatma sağlanmış bir peniste sağlanabilir. Ufak ek bir müdahale ile uygulanan bu yöntem dolgu maddesi yardımı ile penis çapını genişletir. Penis dolgusu olarak anılan bu işlem her geçen gün uygulanma sayısını arttırmaktadır.



Penil protezi seks yaşantısında iktidar problemi ile mücadele eden erkekler için geliştirilmiş bir tür protezdir. Cerrahi müdahale yardımı ile erkeğin bel altı bölümüne yerleştirilen bu implantasyon, işlevsel yönden penisi canlı tutar. Farklı çeşitleri olan ve aynı zamanda mutluluk çubuğu şeklinde de anılan protez, çeşitlerine bağlı olarak da farklı fiyatlara mal olmaktadır. Penil protezler ayrıca çeşitlerine göre farklı operasyon sürelerine de sahiptir. 45 dakika ile 250 dakika (2,5 saat) arasında penisin iç bölgesine yerleştirilen protezler, komplikasyon oluşumuna bağlı olarak 3 saatte de penis içine yerleştirilebilir. Operasyon sonrası erkeğin cinsel organına sertlik kazandıran bu implantasyonlar, çeşidine göre arzu edildiği zamanlarda pasif hale getirilebilir.

Penil Protezi Ömrü Ne Kadardır?

Penil protezi ömrü, protezin yapısına göre değişkenlik göstermektedir. İmplantasyonda kullanılan ana madde ne denli uzun ömürlü ve dayanıklı olursa kullanım süresi de o denli uzayacaktır. Bu noktada yine iktidarsızlık sorunları ile baş eden erkeğin hangi protez çeşidini seçeceği önem kazanmaktadır.

Protezin ömrü ameliyat sonrası hastanın gerekli bakımı ile alakalıdır. Operasyonu geçiren kişi uzun ömürlü bir kullanım arzuluyorsa, operasyon sonrasında mutlaka doktorunun önerdiği malumatları yerine getirmelidir. Varsa, doktorun reçete ettiği krem ve ilaçları zamanında ve dozunu kullanmak gerekmektedir. Ayrıca ameliyat sonrasında cinsel yaşama doktorun önerdiği gün sayısı kadar ara verilmelidir.

Kullanım süresini etkileyecek bir başka unsur da doktorun yetkinliği ve hastanenin donanımıdır. Bu noktada operasyonu geçirmek isteyen hastaların ücret bazlı değil; doktor deneyimi ve hastane donanımı bazlı hareket etmesi gerekmektedir.

Penil Protezi Kimlere Takılır?

Penil protezi kimlere takılır? Elbette sertleşme sorunu yaşayan ve iktirdarsızlık tedavisi görmesine rağmen durumu süregelen erkeklere takılır. Fizyolojik ve ruhsal durumu bu tür bir ameliyatı kaldırabilecek erkeklere uygun zamanlarda takılan bu implantasyon iktidarsızlığa kesin çözüm olmaktadır.

Özellikle 65 yaş üstü erkeklerin rağbet gösterdiği bu operasyon, prostat büyümesi nedeni ile kalıcı sertleşme problemi yaşayan erkekler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.

Prostat kanseri ameliyatı sonrası kanserli bölge alınırken hasar gören sinir uçları sonucu bazı erkekler sertleşme sorunu yaşayabilmektedir. Bu gibi durumlarda yapılması uygun olan operasyon, ayrıca genç yaşta fizyolojik ya da sünnet gibi dış faktörlere bağlı görülen kalıcı sertleşme bozukluklarında da uygulanabilmektedir.

Penil Protezi Çeşitleri

Penil protezi çeşitleri ,çeşitlerine göre farklı fonksiyonlara sahiptir. Protezlerden bir çeşidi, sert durumunu sürekli korurken bir diğer çeşidi arzuya bağlı olarak pasif edilebilmektedir. Şişirilebilen ya da silikonlu gibi çeşitlerle anılan bu ürünler sahip oldukları fonksiyonlara göre fiyatlandırılmaktadır.

Aktif ya da pasif konuma getirilebilen çeşitleri ile daha doğal bir hava yakalanabilmektedir. Bu durum özellikle dar kıyafetlerin tercih edildiği durumlarda kişiye fayda sağlamaktadır. Basit bir el hareketi ile aktif hale gelebilen bu ürünler cinsel birleşme esnasında kişiye zaman açısından avantaj sağlamaktadır.

İki parçalı ve üç parçalı çeşitleri de bulunan bu aletler garanti süreleri ile de kişiye avantaj sağlamaktadır. Kalitesine göre farklı garanti süresi bulunan protezler, doktor ya da hastane tercihine bağlı olarak da farklı garanti kapsamında olabilmektedir.



Kapalı prostat ameliyatı prostat hastaları için önerilen bir cerrahi müdahaledir. Müdahale son derece steril bir ortamda steril teçhizat ile gerçekleştirilmelidir. Bunun aksi durumlarda hasta, enfeksiyon kapabilir.

Müdahale günümüzde klasik prostat tedavisi olarak anılmaktadır. Geçmişte kapalı yöntem yerine açık prostat ameliyatı çok daha popüler ve klasik bir tedavi yöntemi idi. Ancak teknolojinin gelişmesi ile birlikte açık yöntem yerini kapalı yönteme bıraktı. Bunun başlıca nedeni cerrahi müdahalenin vücut bütünlüğüne çok daha az etki etmesi idi. Bu şekilde hasta çok daha çabuk bir süre zarfında iyileşiyor ve günlük yaşantısına çok daha kolay adapte olabilmektedir.

Operasyon, açık yöntemdeki gibi ciddi kesiler içermemektedir. Bu da dikiş gibi sonradan sıkıntı doğurabilecek işlemlerin (duruma göre azalmasına) müdahalenin bir parçası olmamasına imkan vermiştir. Taburcu olma süreci ni hızlandıran bu durum hem hastane, hem doktor hem de hasta için oldukça pozitif sonuçlar doğurmaktadır.

Kapalı Prostat Ameliyatı Ne Kadar Sürer?

Kapalı prostat ameliyatı ne kadar sürer ve süresi nedir şeklinde sorular ameliyat olacak her hastanın doğal olarak merak ettiği bir husustur. Laporoskopik ameliyat adı altında da anılan kapalı yöntemin işlem süresi esasında 1 saat ve bunun altındadır. Ancak operasyon sırasında yaşanan beklenmedik bir durum bu süreyi arttırabilmektedir.

TUR yöntemi prostat cerrahisinde oldukça yüksek başarılara imza atmıştır. Maksimum 1.5 saat gibi kısa bir sürede tamamlanan işlem iyi ya da kötü huylu prostat büyümesinden hastayı çok kısa bir sürede kurtarabilmektedir.

Açık prostat ameliyatı ile oranlandığında oldukça kısa işlem süresi olan kapalı prostat cerrahi, hastanın iyileşme süreci bakımından da benzer başarı oranları göstermektedir.

Kapalı Prostat Ameliyatı İyileşme Süresi Nedir?

Kapalı prostat ameliyatı iyileşme süresi bakımından diğer yöntemlere nazaran çok daha avantajlıdır. Hastanın taburcu olma süresi ni etkileyen bu durum, yalnızca hasta için değil doktor açısından da oldukça önemlidir. Hastasını bir an evvel gündelik hayata hazırlamak isteyen doktor iyileşme süresi bakımından hastalarına genellikle kapalı yöntemi tavsiye etmektedir.

Kapalı prostat cerrahi, ne zaman taburcu olur ya da ne zaman iyileşir gibi sorulara verecek en pozitif yanıtları verecektir. Zira hastanın iyileşerek hastaneden taburcu olması ameliyat boyu uygulanan işlemlerle doğrudan alakalıdır. İşlem sürecinde uygulanan kesiler ne denli büyükse iyileşme süresi de o denli uzayacaktır. Bu nedenle açık yöntem gibi kesi içeren yöntemler günümüzde popülerliğini kaybetmiştir. İyileşme süresi kapalı yöntemde, 3 gün ile bir haftadan çok daha kısadır. Açık yöntemde ise bu süre iki haftayı bulabilmektedir.

Kapalı Prostat Ameliyatı Anestezi Altında Mı Yapılır?

Kapalı prostat ameliyatı anestezi altında gerçekleştirilir. İşlemin gerçekleşeceği bölgenin hassas olması ve hastanın işlem sırasında acı duymaması için anestezi operasyonda şarttır. Ancak alınacak anestezi kişiden kişiye ya da rahatsızlığın boyutuna göre değişkenlik gösterebilir. Oldukça ufak cerrahi müdahalelerde anestezi spinal uygulanabilir. Lokal anestezi olarak da anılan spinal anestezi, prostat kanseri gibi ciddi ve yayılma göstermiş hastalarda yerini genel anesteziye bırakabilir.

Anestezi riskli midir şeklinde pek çok soru almaktayım. Esasında bu sorunun cevabı değişkendir. Evet, anestezi durduk yere alınmaması gereken ve bazı beklenmedik sorunlara yol açabilen bir etkendir. Buna karşın anestezi, prostat kanseri ilerlemiş bir hastada riskli olmaktan çok faydalıdır.

Unutulmamalıdır ki anestezi doktorları ve uzman üroloji doktorunuz sizin için gerekli ölçümleri yaparak size en uygun anestezi dozu ve şeklini belirleyecektir.

Kapalı Prostat Ameliyatı Fiyatları 2019’da Ne Olacak?

Kapalı prostat ameliyatı fiyatları 2019 yılında ufak farklılıklar gösterebilir. Bunun ana nedeni makalelerimde daima bahsettiğim gibi değişen enflasyon ve alım gücüdür. Enflasyonun yükselmesi yurt dışından gelen bir takım ameliyat teçhizatlarının satın alımını güçleştireceği için çoğu hastane her yıl az miktarlarda da olsa fiyat değişikliğine gidebilmektedir. Ancak bu, sanılanın aksine oldukça cüzzi rakamlarda gerçekleşmektedir.

2019 fiyat listesi hiçbir hastane için aynı değildir. Bazı hastaneler ameliyat ortamındaki cihazlara, doktorların uzmanlıklarına, kendi fiyat politikalarına ve devletle olan anlaşmalarına bağlı olarak fiyatlarını normalin çok üstünde ya da çok altında verebilmektedir.

Fiyatı düşürmek adına hastalar devlet anlaşmalı yani SGK anlaşmalı ve geri ödemeli hastanelerle işbirliği içine girmelidirler.

Kapalı Prostat Ameliyatı Neden Yapılır?

Kapalı prostat ameliyatı neden yapılır sorusuna verilecek tek bir yanıt bulunmamaktadır. Bunun nedeni TUR olarak da adlandırılan klasik prostat cerrahisinin hem iyi huylu prostat büyümesi için hem de prostat kanseri için kullanılmasıdır.

BHP olarak adlandırılan iyi huylu prostat büyümesi erkeklerde oldukça sık rastlanır. Büyüme yani prostat hacmi arttıkça erkekte özellikle idrar alışkanlıkları ile ilgili değişimler gözlemlenir. Bu değişim yani belirtiler bir zaman sonra kişiyi günlük yaşantıdan soyutlamaktadır. Zira sürekli altına kaçırma korkusu ile yaşayan ve aniden sıkışan erkek toplum içinde kendisini endişeli hissedecektir. İşte, bu durumda hastaya kapalı yöntem uygulanabilmektedir. Fazlalıkları çıkartarak hastanın mesanesini rahatlatan doktor bu yol ile hastasına sağlık verebilmektedir.

Prostat tümörü diye de adlandırılan prostat kanseri, zarar görmüş ve kullanılamaz halde olan hücreleri temsil eder. Operasyon bu hücrelerin vücuttan çıkartılmasını kapsar.

Kapalı Prostat Ameliyatı Sonrası Nelere Dikkat Etmek Gerekir?

Kapalı prostat ameliyatı sonrası nelere dikkat etmek gerekir sorusunun da yine pek çok farklı yanıtı bulunmaktadır. Ameliyat sonrası dikkat edilecek huşular; egzersiz, banyo, temizlik, beslenme  gibi çeşitlendirilebilmektedir.

  • Bol su tüketerek mesaneyi yenilemek
  • Katı gıda tüketimini azaltmak bunun yerine lif oranı yüksek besinler tüketmek
  • Gün içinde ıkınmaktan ya da kendini zorlamaktan kaçınmak
  • Oturma biçimine dikkat etmek, sert zeminlere oturmamak, ağırlığı operasyon bölgesine vermemek
  • Ayakta duş almamak
  • Stresten uzak durmak
  • Sigara tüketimini, iyileşme sürecini yavaşlatmamak adına kesmek
  • Ağır kaldırmamak
  • Fast-Food ürünlerden kaçınmak
  • Ameliyat sonrası doktorun verdiği ilaç ve kremleri doktorun önerdiği aralıklar ile uygulamak
  • Özellikle açık yöntemde gerekli temizlik ve pansuman işlemlerini aksatmamak
  • Şişlik, ağrı ve kaşıntı gibi beklenmedik durumlarda derhal doktora danışmak
  • Eğer hasta ameliyat sonrası kabız oldu ise derhal doktora danışmak ve gerekli önemleri almak


Prostat kontrolü nasıl yapılır? İşte çok merak edilen bu sorunun yanıtı bu haftaki makalemde yer alıyor. İsterseniz pek çok erkeği korkutan bu muayenenin detaylarını daha fazla fazla vakit kaybetmeden hemen paylaşayım!

Prostat kontrolü pek çok farklı tekniği bünyesinde barındırır. Bunun nedeni hastanın maruz kaldığı durumların gerçekten prostattan mı kaynaklandığını anlamaktır. Zira prostata benzer semptomlar gösteren farklı hastalıklar mevcuttur. Bu hastalıkları elemek ve sorunun kaynağını kesin olarak tespit etmek için farklı kontrol yöntemleri vardır.

Yöntemler; genel anlamda kan testi, idrar testi ve rektal tuşeden oluşur. Bu yöntemler hastanın idar akışını, vücudundaki üre miktarın ve hastada herhangi bir enfeksiyon olup olmadığını ortaya koyar. Zira böbrek taşları ve idrar yolu iltihabı gibi yaygın görülen hastalıklar prostat ile sıklıkla karıştırılır.

Zar zor idrar yapma, idrar yaparken sızlama ve yanma gibi etkiler yalnızca prostat büyümesine işaret etmez.

Elle Fiziksek Prostat Kontrolü Nereden Yapılır?

Prostat muayenesinin korkulan tarafı elle muayenedir. Fiziksel muayene olarak da bilinen bu muayenenin tıptaki karşılığı rektal tuşe muayenesidir. PSA ve üroflowmetri gibi kontroller hastayı çok korkutmaz iken fiziksel kontrol hastayı yoğun bir strese sokar. Bunun nedeni, işlemin gerçekleştirileceği bölgedir.

Peki elle fiziksel prostat kontrolü nereden yapılır? İşlem makattan gerçekleştirilir. Bu kontrolün herhangi bir alternatifi bulunmamaktadır. Yani tek başına PSA testi ya da tek başına idrar akım testi sorunun ne olduğunu doktora söylemeye yetmeyecektir.

İşlemi hastanın herhangi başka bir bölgesinden gerçekleştirmek mümkün değildir. Doktor, eldiven ve kayganlaştırıcı jel ya da vazelin türevi ürünler ile kontrole uygun hassasiyeti kendisine kazandırır. Daha sonra yan yatar pozisyon almış hastayı makat yolu ile muayene eder. Kontrol işleminin buradan gerçekleştirilmesi, prostat bezinin makat yolu ile ulaşılabilir olmasıdır. Doktor, işaret parmağı yardımı ile bu bezimsi yapıya sahip organda büyüme gibi bir sorun arar. Beze, kesi gerektirmeden ulaşmanın tek yolu makattır. Makat, anüs olarak da anılacağı için yöntem anüsten gerçekleştirilir de diyebiliriz.

Kısacası rektal tuşe adı da verilen bu yöntem makattan uygulanır.



Rektal tuşe muayenesi, oldukça önemli bir prostat kontrolü yöntemidir. Prostat sorununu keşif etmekte altın anahtar görevi gören bu muayene, olmaz olmazdır. Yani, bu yöntem prostat şikayeti ile doktora danışan her hastaya istisnasız uygulanır. Yöntemin uygulanabilirliği hasta isteğine bağlı değildir. Bu neden ile hastanın muayene olmamak için ısrar etmesi son derece anlamsızdır.

Rektal tuş adı da verilen bu kontrol yöntemi halk arasında pek çok farklı isim ile lanse edilmektedir. Elle muayene, fiziksel muayene ve hatta elle fiziksel müdahale gibi isimler ile yöntem anılmaktadır.

Halk arasında abartılarak anlatılan muayene adeta şehir efsaneleri yaratılmasına neden olmuştur. Gerçekçi olmayan pek çok detay, bu bağlamda pek çok prostat hastasını ölüm ile karşılaştırmaktadır. Bu nedenle insanların kulaktan dolma bilgileri yaymaması ya da inanmaması hayati önem taşımaktadır.

Rektal Tuşe Muayenesi Ne Zaman Uygulanır?

Rektal tuşe muayenesi ne zaman uygulanır sualine verilecek tek bir cevap yoktur. Zira sanılanın aksine bu kontrol yalnızca ürolojik bir sorunun tespit edilmesinde kullanılmaz. Anal çeperde bulunan siğiller ya da makat çatlakları gibi durumlarda da bu yöntem sıklıkla kullanılmaktadır. Bu bağlamda prostat büyümesi ya da prostat kanseri ile bütünleşmiş bu yöntemi yalnızca prostat hastalıklarına mal etmek yanlış olacaktır.

Pek çok genel cerrah başta olmak üzere farklı uzmanlık alanı olan doktorlar makat bölgesinde bulunan sorunları tespit etmek amacı ile bu yöntemi kullanmaktadır.

İdrar yapmakta zorlanıyorum, idrar yaparken yanma ya da ağrı hissediyorum. Gibi şikayetler ile doktora danışan her hastaya bu işlem uygulanır. Uygulama zamanı doktorun prostat gibi bir rahatsızlıktan ne zaman şüphelendiğine bağlı olarak değişkenlik gösterecektir.

Rektal Tuşe Muayenesi Nasıl Yapılır?

Rektal tuşe muayenesi nasıl yapılır? Bununla ilgili pek çok doğru bilinen yanlış vardır. Örneğin dört parmak ile muayene edilmek, muayenenin saatler alması, muayene sonrası hastanın günlerce tuvalete çıkamaması gibi şehir efsaneleri bunlardan yalnızca bir kaçıdır.

Muayene sürecinin hasta için utanç verici olması, hastanın acı çekeceğine dair yaygın inanç taşıması, kontrol sürecinin dini inanışlara ters düşmesi, homofibik bireyler gibi pek çok değişken muayeneden hastaların kaçınmasına yol açmıştır.

Halbuki işlem yalnızca birkaç dakika süren basit bir işlemdir. İşlem dahilinde makata işaret parmağı girer. Vazelin türevi bir kayganlaştırıcı ile bezenen parmak hastanın prostatını kontrol eder. İşlem sırasında hasta herhangi bir ağrı ya da acı duymaz. Hasta, işlem sonrasında dışkılama ihtiyacını sorun yaşamadan tamamlar. Hasta makatında işleme bağlı kanama, çatlama, tahriş ya da yırtılma görülmez.

Rektal Tuşe Muayenesi Nereden Yapılır?

Rektal tuşe muayenesi nereden yapılır? Muayene makattan yapılır. Anüs olarak da adlandırılan makat bölgesi, sorunlu bir organ olan prostata yakın bir giriştir. Bu da herhangi bir cerrahi müdahaleye gerek olmaksızın kontrolün sağlanmasına olanak tanır. Eğer bu organa makattan ulaşım olmasaydı PSA testi gibi prostat hacim ölçer yöntemlerin yanı sıra kesi işlemi gerektiren ufak cerrahi müdahaleler hastaya uygulanabilirdi. Tüm bunlar göz önüne alındığında rektal tuş adı verilen bu kontrolün ne denli basit ve zararsız olduğunu görebilmekteyiz.

Anal yoldan prostat muayenesi yukarıda belirttiğim üzere oldukça kolay bir işlemdir. Rutin prostat kontrolü olan bu işlem biraz utanç verici olabilse de son derece önemlidir.

Rektal Tuşe Muayenesi Fiziksel Muayene ile Aynı Mıdır?

Rektal tuşe muayenesi fiziksel muayene ile aynıdır. Yani doktorlar arasında rektal tuş diye anılan bu yöntem halk arasında fiziksel muayene olarak anılmaktadır. Yer yer elle muayene olarak da gündeme gelen bu yöntem pek çok farklı isme sahiptir. Bunun nedeni, bu yöntemin çokça konuşulmasıdır.

Adı ister elle ister fiziksel isterse de rektum muayenesi olsun işlem daima aynıdır. İşlem daima düşünülenin aksine oldukça zahmetsizdir. Hem doktor hem de hasta için büyük bir sorun teşkil etmeyecek bu yöntemin gereksiz korkulardan ötürü ihmal edilmesi büyük bir yanlıştır. Zira hasta, prostat kanseri gibi ciddi bir durumdan mustarip ise sonuç ölüm dahi olabilir. Ölüm süreci, muayene sürecinden çok daha ciddi ve ağır sonuçları olan bir süreç olacaktır…



BHP tedavisi, iyi huylu prostat büyümesinin tedavi edilmesidir. Sağlıklı bir prostat iri bir ceviz büyüklüğünde olmalıdır (15-25ml). Erkekler yaşlandıkça prostatın da yavaşça büyümesi normal bir olaydır. BHP, genellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkmaktadır. En çok da 50 yaş üzeri erkeklerde karşılaşılmaktadır.

İyi huylu prostat büyümesi erkeklerde sık karşılaşılan bir durumdur. Yaşlanmayla birlikte vücutta oluşan hormonal değişikliklerden kaynaklanır. İlerleyip alt idrar yolu semptomlarına sebebiyet verebilir. Ürolojide en çok tanısı koyulan hastalıktır.

Kesinlikle prostat kanseri değildir. Ancak hem BHP hem prostat kanseri birlikte de görülebileceğinden ve aynı yaş grubunda ortaya çıkabileceğinden dolayı doktora başvuran hastalara genelde PSA(Prostat Spesifik Antijen) testi de yapılmaktadır.

BHP Belirtileri;

  • İdrar yaptıktan sonra devam eden mesane boşalmamış hissiyatı
  • Zayıf akımlı idrar
  • Çatallı ve dağınık idrar
  • Kesik kesik idrar yapma
  • İşemeye başlamadan önce bekleme
  • İdrarın çok uzun sürmesi
  • İç çamaşıra idrar kaçırma

olarak sıralanabilir.

BHP Tedavisi İlaç İle Nasıl Yapılır?

BHP tedavisi hastanın yaşına, sağlık durumuna ve hastalığın şiddetine göre değişkenlik gösterebilir.  Hastalığın giderilmesinde başlıca 2 ana ilaç grubu kullanılmaktadır. Bunlardan ilki Alfa Bloker ilaçlar diğeri ise 5 Alfa Redüktaz İnhibitörü ilaçlardır. Alfa bloker ilaçlar mesanenin çıkışını gevşetir ve idrar prostatın içinden rahatça akar. Kullanımından itibaren 2-3 gün içerisinde etkileri gözlemlenir. Bir çok hasta bu tedaviye olumlu yanıt verir.

5 Alfa Redüktoz İnhibitörü ise etkilerini hormonal mekanizmayla gösterir. Alfa Bloker’lar gibi kanalı gevşetmek yerine prostatı küçülterek etki eder. Büyük prostatı olan hastalarda daha çok tercih edilir. İlacın tam etkisini göstermesi biraz uzun sürebilir ve şikayetlerin ortadan kalkması 3 ayı alabilir.

BHP Tedavisi TUR Ne Gibi Durumlarda Uygulanır?

BHP tedavisi TUR, ilaç tedavisinin etki etmediği durumlarda uygulanan bir kapalı ameliyat tedavisidir. Açık ameliyatlardaki enfeksiyon riski yüzünde sıkça tercih edilmektedir. TUR ameliyatlarında kapalı yöntemle idrar kanalına girilir ve prostat özel geliştirilmiş enerji kaynağı aletleriyle kesilerek parçalar halinde dışarı çıkarılır. Bu ameliyatta kullanılan enerji kaynağı monopolar veya bipolar olabilir. Monopolar sistemde hastanın vücudundan elektrik akımı geçmesi gerekmektedir. Bu yüzden de buna gerek olmayan bipolar sistem daha çok tercih edilir. Ayrıca ameliyat süresi de oldukça kısadır. Bu sebeplerden dolayı günümüzde prostat ameliyatlarında en yaygın kullanılan sistem, Plazma Kinetik TUR sistemidir.




OP.DR. RUHİ GÜNGÖR





OP.DR. RUHİ GÜNGÖR