Makaleler


Sık idrara gitme, idrara başlamada güçlük, azar azar idrar yapma, tam boşaltamama hissi, damlama, ani sıkışma hissi ve bu hisle beraber bazen idrar kaçırma, genital bölgede ağrı ve huzursuzluk hissi gibi semptomlar yaratan kişiyi toplum ve sosyal yaşamdan uzaklaştırabilecek bir rahatsızlık dır. Bu semptomlar erkeklerde prostat hastalığı bayanlarda idrar yolları iltihaplarıyla karıştırılabilir.

Mesanenin kabaca çalışma prensibi 350-400 cc kadar idrar depoladık tan sonra beyne dolduğuna dair sinyal gönderir ve kişi tuvalete giderek beyinden gelen emir doğrultusunda idrarını yapar.

Hiperaktif mesaneli kişilerde ise idrar torbası 50-100 cc idrar varken beyne çok doldum sinyali gönderir kişi sürekli tuvalet aramak zorunda kalır mesane boşken dahi mesane sinirleri dolu sinyali göndererek kişiyi huzursuz eder ve bazen de beyinden işeme komutu gelmeden kasılarak idrar kaçırmaya sebebiyet verebilir.

Kabaca idrar torbasının sinir siteminin aşırı çalıştığı bir durumdur.

Çağımızda giderek artan sinir sitemlerimizi çok yoran fiziki ve duygusal stresler nedeniyle bu hastalığın görülme oranları da giderek artmadadır. Çocuklarda görülen sınav stresi, arkadaş paylaşımları iş yaşamı ve sosyal medya kaynaklı streslerde görülme sıklığını artırmak dadır.

Ayrıca sinir sitemlerini uyaran soğuk hava (bu hastalar yazın kendilerini iyi hissederken kışın şikayetleri agreve olur), kafeinli içecekler (çay, kahve, kola), gazlı içecekler, acı biber, sigaradaki nikotin, idrar yolları iltihapları gibi faktörlerde bu hastaların şikayetlerini arttırır.

Suyu az içen hastalarda idrar torbasında oluşan kristallerde sinir sistemini tahrip ederek bu şikayetlere sebep olabilir.

Tedavide hastalığı tetikleyen faktörlerden uzak durmak, özellikle stresle başa çıkabilmek (günümüz şartların da zor olabilmekle birlik de) ve içilen su miktarını dengeli bir şekilde arttırmak semptomlar da önemli bir düzelme sağlamaktadır.



İdrar kaçırma her yaşta görülebilen bir rahatsızlıktır. Hastanın iş ve sosyal hayatını negatif biçimde etkileyen bu durum, giderilmediği takdirde kişiyi sosyal yaşamdan soyutlayabilir. Her an idrar tutamama korkusu ile evden çıkmaya çekinen, yakınlarda tuvalet bulunmayan yerlerde kendisini rahat hissetmeyen hasta kendisini asosyal bir duruma sokabilir.

Çoğunlukla kadınların mustarip olduğu bu rahatsızlık erkeklerde de görülebilmektedir. Çocuklarda da sıklıkla görülen bu durumun pek çok farklı nedeni vardır. Bu nedenle bu tarz bir durumdan rahatsızlık duyan hasta, vakit kaybetmeden durumunu uzman üroloji doktoruna anlatmalıdır.

Hasta durumu konuda uzmanlaşmış bir üroloji doktoruna aktardığı takdirde, doktor öncelikle hastanın şikâyetlerini dinleyecek daha sonra gerekli araştırma ve tetkiklere başlayacaktır. Sorunun kaynağı tespit edildikten sonra derhal uygun tedavi seçeneğine başlanacaktır.

Kadınlarda İdrar Kaçırma

Kadınlarda idrar kaçırma erkeklere nazaran çok daha sık görülmektedir. Bununla birlikte bu rahatsızlığın tedavisi de mevcuttur. Duruma sebep olan kaynak belirlendikten sonra kaynağı ortadan kaldırmak adına tedavi çalışmaları başlayacaktır.

Kadınlarda bu durumun daha sık görülmesinin ana nedeni kadın idrar borusunun erkeğe nazaran çok daha kısa olmasıdır. Bu da idrar torbasında bulunan idrarın kaçmasını çok daha olası hale getirmektedir.

Kadınlarda bu duruma yol açan nedenler çeşitlidir. Bunlar aşağıdaki listedeki gibidir.

  • Vajinal Enfeksiyon
  • Mesane Taşı
  • İri Bebek Doğumları
  • Hormanal Değişimler
  • Mesane Tümörleri
  • Sinir Hastalıkları
  • Mesane Çıkışı Tıkanıkları

Tedavinin başarıya ulaşması adına bu duruma yukarıdaki rahatsızlık ve durumlardan hangisinin neden olduğunu belirlemek gerekmektedir.

Çoğu kadın idrar tutamama durumunda doktora gitmekten çekinir. Utanma sebebi ile doktora gitmeme durumunda kaçırma devam edecektir.

Erkeklerde İdrar Kaçırma

Erkeklerde idrar kaçırma sık görülmemek ile birlikte rast gelinebilen bir durumdur. Çoğunlukla prostat büyümesi ile ilintili olarak ortaya çıkan durum farklı nedenlere bağlı olarak da gelişmiş olabilir. Mesanenin gereğinden fazla kasılmalarda bulunması nedeni ile prostat hastalarının yaşadığı bu durum ayrıca omurilik hasarları, kalın barsak operasyonları ve prostat kanseri nedeni ile de oluşabilir. Tıpkı kadınlarda olduğu gibi erkeklerde de tedavinin başarıya ulaşması için buna neden olan etkeni tespit etmek son derece önemlidir.

Tedavi olarak çoğunlukla artifisiyel sifinkter yöntemi kullanılmaktadır. Başarı oranları oldukça yüksek olan bu tedavi yöntemi, orta ya da ileri seviyede idrar tutamama sorunuyla mücadele eden erkeklerde kullanılmaktadır. Bu yöntem kullanıldıktan sonra 100 hastanın 85’inde durumun düzeldiği gözlemlenmiştir.

İdrar Kaçırma Tedavisi

İdrar kaçırma tedavisi olan bir rahatsızlıktır. Çocuk, kadın ve erkeklerde görülen bu durum halk arasında idrar tutamama tedavisi olarak da adlandırılabilmektedir.

Uygulanacak tedavi için kesin bir yöntem bulunmamaktadır. Zira hastalıktan mustarip olan kişinin yaşı, cinsiyeti ve rahatsızlığa neden olan kaynak izlenecek tedavi yöntemini doğrudan etkilemektedir.

Tedavinin başarıya ulaşması hastanın doktor önerilerine dikkat etmesi ile doğrudan alakalıdır. Eğer uzman doktor hastaya ilaç tedavisi verdi ise hasta ilaçları söylenen dozda, söylenen zaman aralıkları ile kullanmalıdır. Benzer şekilde doktor, hastaya kegel egzersizi gibi fizik tedavi hareketleri verdi ise hasta bu egzersizleri aksatmadan uygulamalıdır.

Eğer hasta doktor önerilerini uygulamayı unutuyor ya da bilerek ve isteyerek uygulamıyor ise tedavi tam anlamı ile işe yaramayacak, tamamen giderilmeyecek ya da belli bir süre sonra tekrar edecektir.

İdrar Kaçırma İlaç Tedavisi

İdrar kaçırma ilaç tedavisi ile ortadan kaldırılabilmektedir.

Özellikle bizim toplumumuzda doktora gitmek neredeyse bir tabu halini almıştır. Gerek utanma, gerek ise de üşenme nedeni ile doktora danışmayan pek çok hasta, çevresinde konuyla ilgili doktora gitmiş eş – dosttan medet ummaktadır. Bu da ilaç değiş tokuşuna yol açmaktadır.

İlaç ile idrar tutamama giderilse de bu herkes için geçerli değildir. Yani, bir hastaya iyi gelen ilaç akraba dahi olsalar diğer bir kişiye büyük ihtimalle iyi gelmeyecektir. Bu bağlamda ilaç kullanımı yalnızca doktor önerisi ile sağlanmalıdır.

Yukarıda da bahsettiğim nedenlerden dolayı makalemde ilaç ismi vermeyeceğim. Bu etik olmadığı ve hastalığı gidermediği gibi hasta için geçici ve kalıcı pek çok hasara yol açabilecek tehlikeli bir durumdur.

İdrar Kaçırma Ameliyatı

İdrar kaçırma ameliyatı her hasta için uygulanan bir yöntem değildir. Bununla birlikte bazı hastalarda uygulanacak ana tedavi yöntemidir. Her geçen gün gelişen teknoloji ve doktor pratiği ile başarı oranı artan idrar tutamama ameliyatı şimdilerde başarı oranını %70’lere kadar çekmiştir.

Ameliyat kapsamında spinal anestezi adı verilen lokal anestezi yani bölgesel uyuşturma kullanılır. Yaklaşık olarak 15 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanan ameliyat çok ufak kesiler ile sağlanır. Kanama ve ağrı gibi etkilerin oldukça az olduğu belirlenen bu operasyon, geçmişte çok daha ilkel yöntemler ile sağlanmaktaydı. Kesilerin daha büyük, anestezinin genel olduğu bu yöntem şimdilerde yarattığı ameliyat sonrası şikayetler nedeni ile pek tercih edilmemektedir.

Ameliyatın gelişmesi taburcu olma süresine de doğrudan etki etmiştir. Eskiden taburcu olma süresi birkaç günü bulurken şimdilerde bu süre çok daha kısadır. Ayrıca eski yöntem başarı yönünden de yeni yönteme göre çok daha başarısızdı.

İdrar Kaçırma Bitkisel Tedavisi

İdrar kaçırma bitkisel tedavisi var mıdır şeklinde sorularla sıklıkla karşılaşıyorum. Bu, makalemin başında da belirttiğim gibi insanların doktora gitmekten kaçınmasının bir sonucudur. Bunu uzman bir üroloji doktoru olarak tavsiye etmiyorum. Buna karşın doktorunuzun önerdiği tedavi yöntemine ek olarak bitkisel çözümler deneyebilir. Bu yöntemler tek başına rahatsızlığın giderilmesinde etkin rol oynamasa da tedaviye yardımcı olması bakımından faydalı olabilmektedir.

Küçük yapraklı yakı otu, idrar kaçırma doğal tedavi yöntemleri olarak tercih edilebilecek bir bitkidir. Bu bitkinin istikrarlı kullanımı özellikle kronik idrar kaçırma hallerinde fayda sağlayabilmektedir. 1 ile 6 ay arasında kullanım süresi olan bu bitkinin aç karnına alınması bitkinin etken maddelerinin vücuda daha hızlı etki etmesine neden olmaktadır. İçeriğindeki beta-sitosterin, flavonlar ve tanenler ile idrar tutamamaya fayda eden bu bitki doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.

İdrar Kaçırma Fizik Tedavisi

İdrar kaçırma fizik tedavi ile sağlanabilmektedir. Kegel egzersizleri adı verilen bir yöntem ile rahatsızlığın önüne geçilebilmektedir. Bu egzersizi başarı ile tamamlamak adına gerçekleştirmeniz gereken ilk eylem mesanenizi boşaltmanızdır. Mevcut idrarı boşaltma esnasında 10 saniye aralıklar ile pelvik kasını sıkmanız yani kasmanız atılacak ikinci adımdır. Kasma tamamlandıktan sonra tekrar on saniye boyunca pelvik kasınızı rahatlatın, yani genişletin. Egzersiz bunu tekrarladıktan sonra sonlanacaktır. Bu egzersizi en azından günde üç kez tekrarlamanız egzersizin işe yaramasına pozitif yönde katkılarda bulunacaktır.

Bu yöntemin işe yaraması, kası çalıştırma prensibine bağlıdır. Tıpkı vücutta bulunan diğer kasları sürekli tekrar ve çalışma ile güçlendirdiğiniz gibi pelvik kası çalışması ile de pelvik kasınızı güçlendirebilirsiniz.

İdrar Kaçırma Lazer Tedavisi

İdrar kaçırma lazer tedavisi ile de mümkün olabilmektedir. Doktor tavsiyesi ile izlenecek bu tedavi yöntemi özellikle kadınlarda görülen gülme ya da öksürme gibi durumlarda yaşanan idrar kaçırmaya karşı etkili olmaktadır.

Vajina içine uygulanan lazer tedavisi her hastada aynı başarı oranlarına sahip değildir. Çoğunlukla başlangıç seviyesinde yüksek başarı gösteren bu tedavi orta ve özellikle ileri düzey rahatsızlıklarda beklenen etkiyi yaratmayabilir.

Tedavinin diğer yöntemlere göre başlıca avantajı herhangi bir kesi işleminin tedavi kapsamında gerçekleşmemesidir. Vajina sıkılaştırma için de büyük faydalar sağlayan bu tedavi yöntemi bölgedeki kolejen ve bağ dokusunu harekete geçirmesi ile başarı göstermekte, herhangi bir cerrahi müdahale bulundurmamaktadır.

Bazen birkaç seansta başarı gösteren bu tedavi günümüzde popülerliğini her geçen gün arttırmaktadır.

İdrar Kaçırma Nedenleri

İdrar kaçırma nedenleri pek çok farklı nedene bağlı olarak görülmektedir. Cinsiyetlere göre farklı oluşum nedenleri olan bu rahatsızlık vajinal rahatsızlıklarda, mesanede yer alan taşlarda ya da tümörlerde, zorlu doğum gerçekleştirenlerde, hormonal değişimler, sinirsel hastalıklarda ve mesane çıkışında görülen tıkanıklarla meydana gelebilmektedir.

Ayrıca idrar kaçırmaya neden olan bir başka şey de kilodur. Fazla kilo, idrar tutamama durumuna yol açmaktadır. Karın içi basıncını arttırdığı için fazla kilolar idrar kaçırmaya neden olabilmektedir.

Ayrıca;

  • Sigara kullanımı
  • Kronik öksürme
  • Kabızlık
  • Menapoz
  • Geçirilen vajinal cerrahiler
  • Cinsel organ sarkması

Gibi durumlar da sıklıkla idrar kaçırmaya neden olabilmektedir.

İdrar Kaçırma Nasıl Önlenir?

İdrar kaçırma nasıl önlenir sorusunun pek çok farklı yanıtı bulunmaktadır. Bu yanıtlar kısaca aşağıdaki gibidir.

  • Cinsel organda sarkmaya neden olacak durumlardan sakınmak
  • Menapoz döneminde doktora danışmak
  • Bağırsak fonksiyonlarını düzene sokacak lifli gıdalar tüketmek
  • Sigara kullanımından kaçınmak
  • Sağlıksız ve dengesiz beslenmekten kaçınmak
  • Kegel egzersizlerini işeme, yani idrar yapma işleminin vazgeçilmez bir parçası haline getirmek
  • İlerleyen dönemde cerrahi müdahaleye neden olacak vajinal rahatsızlıklara karşı önlem almak, teşhisin erken konması için düzenli aralıklar ile muayene olmak

Şeklinde sıralayabiliriz.

Kısacası idrar kaçırmayı önlemek için yapılması gerekenler rahatsızlığa neden olan etkenlerin hiç yaşanmamasına dikkat etmektir. Bu kriterler göz önüne alınarak yaşandığı takdirde hastalığın oluşumu büyük ölçüde engellenebilir.

Hamilelikte İdrar Kaçırma Normal Midir?

Hamilelikte idrar kaçırma yaygın görülen bir durumdur. Rahmin bebek nedeni ile genişlemesi bu durumun ortaya çıkışında büyük rol oynamaktadır. Rahmin idrar torbası yani mesane üzerine baskı yapması nedeni ile görülen idrar tutamama durumu, hamilelik sonlandığında düzelecektir. Fakat bu durum normalden fazla iriliğe sahip çocukların normal doğum ile doğması halinde geçerli olmayacaktır. Zira iri bebek doğurmak kadınlarda kalıcı idrar kaçırmaya neden olabilmektedir. Eğer bebek, normalden faza iriliğe sahip ise sezaryen mantıklı bir doğum şekli olacaktır.

Hamilelikte idrar kaçırmayı arttıran bazı etkenler bulunmaktadır. Bunlar aşağıdaki gibidir.

  • İleri Yaş
  • Fazla Kilolar
  • Kabızlık
  • Yüksek Kafein Tüketmek
  • Sigara Kullanımı

WhatsApp-Image-2018-11-21-at-15.25.57-1200x1200.jpeg

Prostat ameliyatı hakkında bilinmeyen ufak ama önemli detayları bugünkü makalemde işlemeye karar verdim. Gerek sosyal medya yolu ile gerekse de birebir muayene ettiğim ve benim uzmanlığıma danışan hastalarımdan gelen pek çok soru, internette fazla yer almayan bu bilgileri sizinle paylaşmaya itti. Uzun yıllardır sürdürdüğüm üroloji doktorluğu kariyerimde karşılaştığım en sık sorulan, en merak edilen sorular başlık başlık bu makalemde yer alıyor. Elimden geldiğince sağlık terimlerinden uzak durarak yanıtlayacağım bu sorular umarım kafanızdaki karışıklı bir nebze olsun giderebilir. Eğer makalemde eksik gördüğünüz herhangi bir yer ya da konu varsa lütfen bana sosyal medya hesapları üzerinden ya da web sitemde yer alan e-posta adresim üzerinden mail göndererek sorularınızı iletin. Bana bu yollar ile iletilen her soruyu eksiksiz ve açık bir şekilde yanıtlayacağım.

Ameliyat Hakkında

Arzu ederseniz pek çok erkeğin korkulu rüyası haline gelen bu ameliyatın bilinmeyenlerini sizi daha fazla bekletmeden yanıtlayayım!

Prostat Ameliyatı Riskli Mi?

Prostat ameliyatı riskli mi sorusu yalnızca prostat operasyonları için sorulan bir soru değildir. Ameliyatın çoğunlukla kesi içermesi, hastanın anestezi alması ve operasyon sonrası hastayı bekleyen iyileşme süreci bu noktada hastaları endişelendirmektedir. Bu endişeler yalnızca prostat cerrahisi için değil; tüm operasyonlar için geçerlidir esasen.

Soruya gelecek olursam; bu ameliyat elbette kendi içinde belli başlı riskler taşımaktadır. Özellikle ameliyat sonrası için oluşan bu riskler her hastada görülmez. Yine de ameliyatı geçiren hastanın genel sağlık durumu ya da operasyon sonrası oluşan komplikasyonlar bazı hastalarda geçici ya da kalıcı hasarlara yol açabilir.

Ameliyatın riskleri aşağıdaki gibidir.

İdrar Kaçırma

İdrar kaçırma, nadiren de olsa geçirilen bir prostat büyümesi ya da kanseri ameliyatı sonucu olarak karşımıza çıkabilir. %2 bir ihtimal barındıran bu durum operasyon sonrası sıklıkla karşılaşılan bir durum değildir. Çoğu zaman bir yıl gibi kısa bir süre içinde ortadan kalkan bu durum oldukça nadir olarak kalıcı hale gelebilmektedir.

Kanama

Kanama, gerçekleştirilen operasyon sonra görülebilen bir durumdur. Böyle bir durum hastada görülürse, hastanın kan grubuna uygun kan aktarımı en kısa sürede uygulanacaktır. Bu da hastanın halsiz ya da güçsüz hissetmesine engel olacak bir eylemdir.

Burada endişe etmeyerek doktora danışmak büyük önem taşır. Benim gibi pek çok doktor bu ihtimal dahilinde sorun yaşamamak adına operasyon öncesi gerekli değerlere sahip kanı yedekte bulundurur. Yine tıpkı benim gibi pek çok doktor operasyon sonrası hastanın kan değerlerini ölçerek durumu kontrol altına alacaktır.

Erkekte İktidarsızlık

İktidarsızlık sorunu prostat kanseri ameliyatı için risk oluşturabilmektedir. Doktor zaman zaman bu operasyon için peniste ereksiyon olmayı mümkün kılan bazı sinir dokularının bir kısmını (elbette kanser bulaştığı takdirde) kesebilmektedir. Bu da erkekte uyarılma ve sertleşme problemlerine yol açabilmektedir. Lakin bu durum oldukça nadir görünmekle birlikte yalnızca kanserin büyük risk oluşturduğu durumlar için geçerlidir.

Ayrıca bu prostat ameliyatı sonrası iktidarsızlık söz konusu olursa; benim gibi pek çok doktor  da hastaya viagra ve türevi gibi cinsel performans arttırıcı ilacı reçete edecektir.

Ameliyat geçirip bu tarz bir sorun ile yüzleşen erkekler için her şeyin sonu gelmiş demek değildir elbette. Gelişen ürolojik cerrahi sayesinde günümüzde bu hastalar da penis sertliğine kavuşabilmektedirler. İki ya da üç parçalı olabilen, şişirilip bükülebilen pek çok çeşidi ile penil protez çeşitleri bu gibi durumlarda cinsel yaşamı hiç şüphesiz ki garanti bir şekilde kurtaracaktır.

Prostat Ameliyatı Anestezi Altında Mı Yapılır?

Prostat ameliyatı anestezi altında gerçekleştirilen bir işlemdir. Bunun nedeni hem hastanın hem de doktorun konforu açısından oldukça önemlidir.

Aslında bu soru bir noktada ilk soru ile de ilintilidir. Zira anestezi almak bademcik operasyonu ya da ufak bir siğil operasyonu için bile gereklidir.

Operasyon açısından anestezinin türü değişebilmektedir. Burada tercih anestezi doktoruna ve hastanın sahip olduğu değerlere bağlıdır. Ayrıca operasyonun ne derece komplike olduğu da yine verilecek anestezi türünü belirleyen kriterlerdendir.

Bu operasyon dahilinde anestezi olarak genel anestezi ya da spinal anestezi adı verilen bölgesel anestezi kullanılabilmektedir. Burada önemli olan nokta hastanın herhangi bir anestezi türü için doktora baskı yapmaması, anestezi türüne direnmemesi gerektiğidir.

Prostat Ameliyatı Kaç Yaşına Kadar Yapılır?

Prostat ameliyatı kaç yaşında yapılır” sorusuna vereceğim cevap elbette her yaştır. Özellikle belli bir yaşın üstünde görülen bir rahatsızlık olması, bu hastalığın tedavisinde herhangi bir yaş aralığı olmasını da olanaksız kılmıştır.

Kısacası bu ameliyat prostat şikayeti bulunan, prostat hastalıklarından kanser ya da büyümeye sahip olan her erkek için (eğer doktor uygun görür ise) uygulanabilir. Çoğunlukla ileri yaşlarda olan, yaşlı bireylere uygulanan bu operasyon en çok 40 ile 80 yaş arasındaki erkeklere uygulanır. Bunun başlıca nedeni prostatta meydana gelen prostat büyümesinin 40’lı yaşlarda ivme kazanmasıdır.

Lakin elbette bu herkes için geçerli değildir. Bu durum kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. 25 yaşından itibaren prostatında büyüme olduğu gözlemlenen erkeklerde hastalık, ileri seviyelere ulaşmışsa ameliyat 40 yaşından önce de semptomları gidermek adına gerçekleştirilebilir.

Prostat Ameliyatı Gerekli Midir?

Prostat ameliyatı gerekli midir sorusu aslında bana oldukça anlamsız geliyor. Zira uzman bir üroloji doktoru bu operasyonu geçirmenizin gerekli olduğunu söylüyorsa bu, ameliyat gerekli olduğu anlamını taşır. Bunun bu kadar net bir cevabı olmasına karşın hem bana internet yolu ile iletilen sorularda hem de yüz yüze görüşme imkanı bulup muayene ettiğim hastalarımın yönelttiği sorularda karşıma çıkmakta. Sanıyorum ki bunun ana nedeni operasyonun gerçekleşeceği bölgenin önem taşıması, kendini yenileme özelliğinin bulunmaması ve gerçek sanılan yanlış bilgiler…

Unutulmamalıdır ki hiçbir doktor sizi yok yere ameliyat etmeye çalışmaz. Eğer doktor size “ameliyat olun” diyorsa, bu uygulanacak başka bir tedavi yöntemi kalmadığındandır. Zira bir doktor, hastanın yok yere anestezi almasına ve oluşabilecek komplikasyonlara mahal vermek istemez.

Hastalar bu noktada ihtiyatlı davranmalı, ameliyattan kaçınmak adına bilimsel olmayan yollara yine kendi iyiliği için başvurmamalıdır.

Prostat Ameliyatı Lokal Anestezi Altında Yapılır Mı?

Prostat ameliyatı lokal anestezi altında yapılabilir. Spinal anestezi adı altında da anılan ve bel altının uyuşturulması ile sağlanan bu anestezi, doktorların sıklıkla operasyon için tercih ettiği bir yöntemdir. Bunun nedeni, spinal anestezinin genel anesteziye nazaran çok daha az komplikasyona neden olmasıdır.

Buna karşın bazı durumlarda doktor hastaya uygulamak üzere genel anesteziyi de tercih edebilir. Burada önemli olan ana nokta, doktorun kararıdır. Hastalar unutmamalıdır ki yapılan tetkik ve muayene sonucu size en iyi anestezi uygulamasını yalnızca doktor bilebilir.  Bu noktada hastanın herhangi bir anestezi yöntemi üzerinde ısrar etmesi ilerleyen süreçte onun zararına olacak bir takım durumlar doğurabilir.

Prostat Ameliyatı Doktor Tavsiyesi

Prostat ameliyatı doktor tavsiyesi üzerine gerçekleştiren bir operasyondur. Buna karşın hasta çoğu zaman operasyon fikrini kolay kolay kabul etmez, operasyondan çekinir. Bu durumu kabullenmeden önce birkaç uzman doktor tavsiyesi almak hastanın kabulleniş süresini kısaltmaktadır.

Hasta, hastalığının tedavisi için başka bir alternatif kalmadığını anladığında operasyon fikrine yakınlaşmaktadır. Lakin çoğu hasta için bu noktada yeni bir sorun belirmektedir: uygun doktoru bulmak!

Elbette bu kadar hassas ve önemli bir organa yapılacak müdahalede müdahaleyi gerçekleştirecek doktorun yeterliliği büyük önem taşımaktadır. Burada yeterlilik medikal bilgi ve tecrübeyle doğru orantılıdır. Şimdiye dek 102 prostat ameliyatı gerçekleştirmiş bir uzman üroloji doktoru olarak hastalara önerim; ameliyat sonrasında gerekli kontrolleri aksatmadan sürdürecek, cerrahi yeterliliği olan bir uzman üroloji doktoru tercih etmeleri olacaktır. Ayrıca daha önce operasyon geçirmiş hastaların yorumları da doktor tercihi konusunda size oldukça faydalı olacaktır.

Prostat Ameliyatı Fiyatı Nedir?

Prostat ameliyatı fiyatı, pek çok unsura bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle bu hususta net bir cevap vermek oldukça zordur.

Ameliyatın gerçekleşeceği hastanenin fiyat politikası, enflasyon, operasyonun kapsamı, doktorun fiyat politikası ve sektörde yaşanan bir takım değişimler her hastanenin bu operasyonda farklı bir fiyatlandırma yapmasına neden olmaktadır.

Çoğu hasta, operasyonu geçireceği hastanenin yeterliliğini hastane ücretlerinden çok daha az önemsemektedir. Bu operasyon sonrası oluşabilecek kısırlık, iktidarsızlık ve kanamalı ağrı gibi komplikasyonlara fırsat vermektedir. Bu nedenle hastalar operasyon kararı verdikleri hastaneyi seçerken kesinlikle önceliklerini fiyat olarak belirlememelidir. Ameliyathanede yeterli teçhizatın bulunması, doktorun tecrübesi ve kullanıcı yorumları hastane ve doktor seçiminde ana kriter olmalıdır.

Prostat Ameliyatı Fiyatlarını SGK Karşılar Mı?

Prostat ameliyatı fiyatlarını SGK karşılar mı sorusunun cevabı evettir. Devlet sağladığı sağlık hizmeti kapsamında pek çok erkeğin korkulu rüyası haline gelen prostatın ameliyatını karşılamaktadır. Üniversite hastaneleri, devlet hastaneleri, vakıf hastaneleri ve özel hastaneler bu operasyonu gerçekleştirebilmektedir. SGK kapsamında olmayan bazı özel hastaneler için bu durum söz konusu olmayabilir. Ayrıca operasyona zaman zaman ek ücretler dahil edilebilmektedir. Bu operasyonun genel durumu ya da hastane ile ilgili olabileceği gibi farklı meblağlarda da yansıyabilmektedir. Bu nedenle operasyon öncesi konuyu bir yetkili ile konuşmak ve cebinizden çıkacak en fazla ücreti tahmin etmek sizi kötü sürprizlerden koruyacaktır.

Prostat Ameliyatı Süresi Ne Kadardır?

Prostat ameliyatı süresi ne kadardır şeklinde sorular bir üroloji hekimi olarak sıklıkla karşılaştığım bir başka sorudur. Bu sorunun cevabı ise rahatsızlığın boyutuna bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Buna karşın operasyon çoğunlukla 1 – 2 saat (60-120 dakika) civarında sürer.

Süre açısından incelendiğinde hasta için basit bir ameliyat olan prostat operasyonu, prostat kanseri ameliyatında farklı sürelerde gerçekleştirilebilir. Zira bazı durumlarda kanser, hastanın diğer sağlıklı dokularına sıçramış olabilir. Bozulan yeni yerlerin kanserli hücrelerden temizlenmesi bu noktada işlem süresini uzatabilir. Ayrıca bozulan dokunun riskli bir bölgeye yayılmış olması da operasyon süresini uzatmaktadır.

Prostat büyümesi ameliyatı ise büyüklük extrem noktalara ulaşmadığı ya da operasyonun herhangi bir komplikasyon geliştirmediği durumlarda ortalama 60 – 120 dakika arasındadır.

Prostat Ameliyatı Nasıl Komplikasyonlar Oluşturabilir?

Prostat ameliyatı komplikasyon riski olan bir operasyondur. Hastada istenmeyen bu durumun yaşanması pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Hastanın doktoru ile paylaşmayı unuttuğu mühim bir detay dahi bu komplikasyonların oluşumuna neden olabilmektedir.

Sıklıkla operasyon sonucu görülen durumlar cinsellik ile alakalıdır. Bu sorunlar kendisini sertleşme bozuklukları ya da meninin gelmemesi şeklinde gösterebilir. Bu tür komplikasyonlar iyileşme tamamen sağlandıktan sonra cerrahi tedaviler ile ortadan kaldırılabilmektedir.

Boşalma Sorunları (Kuru Boşalma)

Özellikle boşalma ile alakalı olan sorunlar kimi zaman ameliyat sonrası verilen medikal ilaçlar nedeni ile de oluşabilir. Tedavi tamamlayıcı olarak verilen bu medikal ilaçlar kimi zaman yan etki olarak erkeklerde “kuru boşalma” adı verilen spermsiz boşalmaya neden olabilmektedir. Bu noktada doktorunuza danışmak size kesisiz çözüm üretecektir. Doktorunuz yan etkilerin giderilmesi açısından kullandığınız ilaçları farklı biçimde kombinasyon edebilir, dozajları düşürebilir ya da tamamen ilacı bir muadili ile değiştirebilir.

Prostat ameliyatı sonrası sperm gelmiyor” ya da “boşalamıyorum” biçiminde şikayetler çoğunlukla prostatın yeterince çıkartılması ve prostatik lojun tamamen açıldığı vakalarda %80 civarında görülmektedir.

Ameliyat sonrası görülen boşalma sorunları esasında meninin gelmemesi anlamını taşımaz. Bu durum açılmış halde olan prostatik lojdan idrar torbasına spermin kaçması ile meydana gelir. Bunun sonucunda da hastalarda boşalma hissi yaşansa dahi sperm idrar torbasına kaçtığı için meni atılımı sağlanamamaktadır.

Sertleşme Sorunları (İktidarsızlık)

Sertleşme sorunu ise penise giden sinirlerin prostatın dış yüzeyi üzerinde seyretmesi nedeni ile oluşmaktadır. Tedavi amaçlı tercih edilen cerrahi müdahale kapsamında doktorlar organın iç kısmını çıkartmaktadır. Bu da zaman zaman derin rezeksiyonlar esnasında nadiren de olsa sinirlere zarar verebilmektedir. Lakin bu sizi korkutmasın, zira oluşabilecek bu komplikasyon yalnızca %2 civarındadır.

Ameliyat Sonrası Hakkında

Ameliyat öncesi için aklınıza takılabilecek en çok merak edilen soruları cevapladım. Eğer hazırsanız şimdi de ameliyat sonrası için en merak edilenleri ele alalım!

Bu başlık altında operasyon sonrası

  • Cinsel yaşam
  • İyileşme süreci
  • Taburcu olma süreci
  • Ek / destekleyici tedavi yöntemleri
  • Makul değerler
  • Tekrarlama riski
  • Operasyon sonrası bakım
  • Korkulan komplikasyonları kaleme aldım.

Prostat Ameliyatı Sonrası Cinsel Hayat Nasıl Olur?

Prostat ameliyatı sonrası cinsel hayat nasıl olur diye pek çok prostat hastası düşünmektedir. Bunun ana nedeni operasyonda oluşabilecek bazı beklenmedik durumların sertleşme ve boşalma ile ilgili sorunlara neden olmasıdır. Ancak görülme sıklığına bakıldığında prostat hastalarının bu endişeleri oldukça yersizdir. Zira bu durumların görülmesi %2 ile %5 arasındadır. Bununla birlikte bu istenmeyen durumlar operasyondan belli bir süre sonra kendiliğinden düzelebilmektedir. Durumun düzelmediği durumlarda doktor gerçekleştireceği ufak müdahaleler ile soruna çözüm üretebilmektedir.

Cinsel yaşam operasyon sonrası olması gerektiği gibi işleyecektir. Ancak bunun aksi söz konusu olduğunda sizi bekleyen iki ana sorun var demektir: kuru boşalma ve iktidarsızlık…

Kuru boşalma operasyon sonrası görülen destekleyici ek tedavilerin bir yan etkisi olarak görülür. Bu durum kullanılan ilacın dozunun düşürülmesi ya da ilacın bir muadili ile değiştirilmesi ile ortadan kaldırılabilir.

Ereksiyon olma ile ilgili yaşanan problemler de viagra benzeri ilaçlar ile ortadan kaldırılabileceği gibi cerrahi müdahaleler ile de ortadan kaldırılabilir. Çoğu zaman sertleşme hapları ile çözülen bu durum eğer destekleyici ilaçlara rağmen olumlu sonuç vermediyse penis içine bir protez yerleştirilebilir. Penil protez ameliyatı adını alan bu uygulama erkeklerde iktidarsızlığa kesin çözüm olmaktadır.

Prostat Ameliyatı Sonrası Kaç Günde İyileşilir?

Prostat ameliyatı iyileşme süresi operasyonun kapsamına ve hastanın genel direncine bağlıdır. Eğer hastanın bağışıklık sistemi zayıfsa bu süre uzayabilir. Benzer şekilde gerçekleştirilen operasyonun nitelik ve niceliği de kaç günde iyileşir sorusuna değişken cevaplar verilmesine neden olabilir.

Bildiğiniz üzere prostat bir organdır. Bu organda görülebilecek de farklı rahatsızlıklar vardır. Bu rahatsızlıklara örnek olarak BPH adı verilen iyi huylu prostat büyümesi ve tümör ile kendisini gösteren prostat kanseridir. Bu iki prostat hastalığı da cerrahi müdahale gerektirebilir. Prostatta hangi hastalığın var olduğu ve bu sorunu ortadan kaldırılmak için izlenen yöntem iyileşme sürecini doğrudan etkiler.

Örneğin kapalı prostat ameliyatı, açık prostat ameliyatına göre çok daha kısa sürede iyileşme sağlar. Bunun nedeni TUR yani kapalı prostat ameliyatının kesi içermemesidir. Açık prostat cerrahi dahilinde hastada dikiş ve kesikler meydana geleceği için iyileşme süreci bu operasyonda doğal olarak uzayacaktır.

Prostat Ameliyatı Sonrası Ne Zaman Taburcu Olunur?

Prostat ameliyatı sonrası ne zaman taburcu olunur şeklinde sorulan soruların cevabı aslında bir üst başlık altında kısmen yanıtlanmıştı. Zira taburcu olma süresi hastanın iyileşme süreci ile doğru orantılıdır.

Bazı durumlarda hasta ameliyat sonrası gerçekleştirilmesi gereken bakımı sağlayamaz. Bu gibi durumlarda hastanın genel vücut direnci düşmemesi adına hasta normalden fazla hastanede tutulabilir.

Benzer biçimde ameliyat sonrası hastanın dikiş / yara bölgesinin enfekte olması da taburcu olma süresini uzatacaktır. Yaranın iltihaplanması yani enfeksiyon kapması hastada ciddi sorunlar yaratacağı için böyle durumlarda taburcu olma işlemi sekteye uğrayabilir.

Her şeyin normal gittiği durumlarda hasta yaklaşık 2 gün sonda ile hastanede kalır. 2 günün ardından hastada yer alan sonda çıkartılır ve bakımlarını düzenli yapmak kaydı ile hasta eve gönderilir.

Prostat Ameliyatı Sonrası Işın Tedavisi Uygulanır Mı?

Prostat ameliyatı sonrası ışın tedavisi uygulanabilir. Ancak bu uygulama BPH tedavisi adı verilen iyi huylu prostat büyümesi tedavisinde değil; prostat kanseri tedavisinde kullanılır. Geçirilen prostat kanseri ameliyatından sonra eğer doktor görürse hastaya ek tedavi yöntemi olarak ışın tedavisini uygulayabilir. Işın tedavisi prostatit ya da iyi huylu prostat büyümesi olan BPH adında prostat hastalıklarında tercih edilmez.

Prostat Ameliyatı Sonrası Bakım Nasıl Olmalıdır?

Prostat ameliyatı sonrası bakım yapılması son derece gereklidir. Özellikle açık prostat cerrahi adı verilen açık prostat ameliyatı sonrası hastanın gerekli bakımı göstermesi sonradan oluşabilecek sıkıntılara engel olacaktır.

Bakımın ihmal edilmesi durumunda hastanın ilgili bölgesi enfeksiyon kapabilir. Bu bağlamda yaranın temiz tutulması büyük ölçüde önem taşır. Doktorun kullanılmak üzere reçete ettiği ya da önerdiği bir takım kremleri söylenen aralık ve dozajda kullanmak bölgenin iltihaplanarak enfeksiyon kapmasını engeller.

Ameliyat sonrası hasta bağışıklık sistemini güçlendirmelidir. Düzenli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra vitamin ve mineral takviyesi bağışıklık güçlendirmenize yardımcı olacaktır.

Operasyondan sonra belli bir süre cinsel yaşama ara verilmelidir. Bu hem enfeksyon riskini hafifletecektir hem de bölgenin zarar görmesine engel olacaktır.

Prostat Ameliyatı İdrar Kaçırma Yapar Mı?

Prostat ameliyatı idrar kaçırma yapar. Ancak bu durum oldukça nadir bir komplikasyondur. Çoğunlukla prostat büyümesi tedavisi kapsamında gerçekleştirilen BPH tedavisi ve tümör tedavisinde gerçekleştirilen prostat kanseri ameliyatı sonrasında görülen bu durum her yüz ameliyattan ikisinde oluşabilmektedir. Kısacası %2 ihtimalle görülen idrar kaçırma yaygın biçimde görülmez.

Bazı durumlarda ameliyat sonrası idrar kaçırma zaman içinde kendiliğinden geçebilir. Yaklaşık olarak bir yıl sonunda kendiliğinden iyileşen idrar kaçırma nadiren kendiliğinden geçmeyebilir. Bu gibi durumlarda doktora danışmak size en etkili çözümü sunacaktır.

Kişinin günlük yaşantısını büyük ölçüde sekteye uğratan bu komplikasyonu geçmesi ihtimaline karşı bir yıl boyunca yok saymak da yanlış bir hareket olacaktır.

Prostat Ameliyatı Kanama Yapar Mı?

Prostat ameliyatı kanama yapabilir. Bu durum ameliyat sonrası oluşan bir sorun yani komplikasyondur. Yani, ameliyat sonrası kanama her zaman görülmez.

Kısacası çoğu zaman ameliyat tedavisi bu tür sorunlar yaratmaz. Ancak yarattığı bazı durumlar görülebilmektedir. Görülen bu kanama çeşitli müdahaleler ile kontrol altına alınabilir.

Ameliyat sonrası hastanın kanaması, hastada güçsüzlüğe neden olabilir. Bitkinlik biçiminde etki gösteren kanama kan takviyesi ile giderilebilir. Hastanın operasyon sonrasında uygun kan grubu ile desteklenmesi bu bağlamda oldukça önemlidir.

Operasyon sonrası kanama şikayeti yaşayan hastalar mutlaka doktora danışmalıdır. Doktor, bu komplikasyonun ortadan kaldırılması için çeşitli önlemler alacak ve kanamanın neden olduğu sorunları bertaraf edecektir. Burada önemli olan ana nokta hastanın semptomu kendi başına tedavi etmeye çalışmamasıdır.

Prostat Ameliyatı Sonrası Prostat Tekrarlar Mı?

Prostat ameliyatı sonrası prostat tekrarlar mı? Bu sorunun cevabı halk arasında yanlış bilinebilmektedir.  Tekrarlama olasılığı halk arasında oldukça yaygın olduğu bilinen prostat, hastaların tedavi yolundan kaçınmasında büyük ölçüde rol oynar. Tekrar tekrar ameliyat olma fikrinden dolayı zahmete girmek istemeyen hastalar bu korku ile hastalığın neden olduğu sorunları görmezden gelerek sorunun büyümesine neden olabilmektedir.

Günümüzde rahatsızlığın tekrarlamayacak biçimde giderilmesi büyük ölçüde mümkündür. Prostatta plazma kenetik ve holep gibi tedavi yöntemleri ile prostat sorunlarının tekrarlama ihtimali büyük ölçüde düşürülmüştür. Bu düşürülme, gelişen teknolojinin de etkisiyle hastalığın tekrarlamasına neden olacak dokuların temizlenmesi ile günümüzde kolaylıkla sağlanmaktadır.

Prostat Ameliyatı Sonrası PSA Değeri Kaç Olmalı?

Prostat ameliyatı sonrası PSA değeri başlarda oldukça yüksek olabilir. Bu durum hasta açısından kesinlikle endişe etme nedeni olmamalıdır. Zira ameliyattan belli bir süre sonra postat PSA değeri düşüşe geçecektir.

Prostat büyümesi nedeni ile şikayetler yaşayan ve bu şikayetler sonucu doktora başvuran hastalar prostat büyümesinin tür ve ebatına göre farklı tedavi yöntemleri izleyebilir. Bu tedavi yöntemlerinden birisi de cerrahi müdahale yani ameliyattır. Ameliyat, BPH tedavisinde etkili bir yöntemdir. Buna karşın ameliyat hastada sihirli bir değnek görevi görmeyecektir. Yani, ameliyat sonrası hastanın PSA değeri birden bire normal seviyelerde seyir etmeyecektir. Özellikle ilk ay için geçerli olan bu durum herhangi bir sorun yaşanmadığı takdirde kendiliğinden normal kabul edilen seviyeye inecektir. Hasta bu bağlamda endişe yaşamamalı, PSA değerlerini doktorun uygun gördüğü aralıklarla ölçtürerek kontrol sağlamalıdır.

Ameliyat sonrası PSA değeri ilk ay yüksek seviyelerde seyir etse de değer zaman içinde normal değer olan 3 – 4’ün altına inmektedir.

Prostat Ameliyatı Kısırlık Yapar Mı?

Prostat ameliyatı kısırlık yapar mı sorusu sıklıkla sorulmaktadır. Prostat büyümesi nedeni ile ameliyat geçiren erkekler “prostatı alınan erkek baba olabilir mi?” şeklinde sorularla sık sık yetkililere danışmaktadır.

Prostat işlevi gereği üremeye yardımcıdır. Gerek erkekteki gerekli salgıların salgılaması açısından gerek ise de pıhtılaşma ile döllenmeye yardımcı olması açısından prostat üretkenlik için önemlidir. Ameliyat ile bu faydalı organın müdahaleye uğraması her zaman için olmasa da kısırlığa neden olabilmektedir. Buna karşın operasyon sonrası kısırlık düşüncesinin bu denli yaygın olması, sperm miktarı ile alakalıdır. Bazen kullanılan ilaçlar bazen de operasyona bağlı sperm yoğunluğu azalabilir. Sperm yoksa çocuk da yok mantığı ile hareket eden pek çok kişi bu nedenle üretkenliğini yani baba olma kabiliyetini kaybettiğini düşünmektedir. Bu sanılanın aksine yanlış bir inanıştır. Meni / spermin azalması bu noktada kısırlığa neden olmamaktadır.

Bu rahatsızlığın genellikle ileri yaşlardaki erkeklerde görülmesi kısırlık düşüncesini yaygınlaştıran bir başka hadisedir. Yaşa bağlı olarak sperm kalitesinde görülen düşme döllenme ihtimalini azaltacaktır. Bu da olayın geçirilen ameliyata bağlanmasına neden olacaktır.




OP.DR. RUHİ GÜNGÖR





OP.DR. RUHİ GÜNGÖR